BİR KAŞIK PEKMEZ

BİR KAŞIK PEKMEZ

BİR KAŞIK PEKMEZ

3 dk okuma

Elif'in çocukluğu ailesi ile birlikte güzel anılarla dolu bahçelerde geçmişti. Daha dün gibi hatırlıyordu ailece attıkları kahkahaları. Küçücükken tarlaya gider, babasının yetiştirdiği sebzeleri kendi gibi küçük elleriyle toplardı. Dalından kopardığı domatesin, salatalığın, biberin tadı, o sebzelerle annesinin yaptığı salatanın tadı hâlâ damağındaydı. Hele incir zamanı geldi mi ağacın altına geçer, babasının yardımıyla incirleri toplardı. Babasının cebinde küçücük bir çakısı olurdu. Hangi meyveyi istese babası hemen o çakıyla keser, soyup küçük parçalar hâlinde uzatırdı.

Elif'in çocukluğu böyle geçmişti. Yıllar sonra şehirde yaşasa da köyünden vazgeçmemişti. Kışın ayda bir, yazın her hafta sonu köye giderdi. Kış hazırlıkları başladığında soluğu köyde alırdı. Salçalar yapılırdı, turşular kurulurdu. Tarhana hazırlanır, makarnalar kesilirdi. Ama bütün bu hazırlıkların içinde her şeyden çok sevdiği bir şey vardı: Pekmez. 

Pekmez kaynarken bahçeye yayılan kokuyu da, kışın soğuk günlerinde sofraya gelen o lezzeti de çok severdi. Bu sene pekmez işi Elif'e kalmıştı, annesi rahatsızdı. Köye adımını atar atmaz önce asmaların yanına gitti. Fakat bu yıl bir tuhaflık vardı. Asmalar geçen yıllardaki gibi değildi. Üzümler daha küçük, daha zayıf, daha çelimsiz görünüyordu.

Elif'in yüzü düşmüştü "Bu yıl pekmez yapamayacağız galiba...".

O öğle vakti bahçedeki ağacın altına otururken kendi kendine konuşmaya başladı.

'İnsan neden hep kaybedince kaybettiğinin değerini anlar? Yıllarca odanı paylaşmak bile istemediği kardeşin ne zaman kıymetli oldu Elif? Evden ayrılınca mı? "ah canımın içi" dedin, hasretini çektin? Ara tatilde gelse de gece sohbetleri yapsak diye ne çok aradın hatırlasana. Ya bahçemizdeki o sevimsiz kedi? Her gördüğünde kovalardın da birkaç gün ortalıktan kaybolmuştu. Fareler cirit atmaya başlayınca pek sevimli gelmeye başlamıştı nedense. Geri gelince kapının önüne tavuklar, sucuklar koyup az beslememiştin.

Evlendin yuva kurdun da çocuk bakmanın en zor zamanında anneni anmadın mı? Yeter ki yanımda olsun nasihat dinlemeye razıyım demedin mi? Evet, canım şimdi de üzüm azpekmezlik kadar yok. Yine bir kaybediş yine bir üzüntü... Bağlar salkım salkım doluyken zaten olmalıymış gibi davranırsan şimdi dertlenirsin tabi...'

Bir kahve mi yapsam kendime derken, yengesinin sesini duydu.

"Kuzum n'oldu! Hangi sularda gemin battı?"

Yengesini pek severdi, gülümsedi:

"Üzüm yook, pekmez yok, daha ne olsun. Canım sıkkın yengecim..."

"Aman dert ettiğin şeye bak, sabah erkenden bizim bağa gideriz. İstediğin kadar topla, kaynat taşır, yap pekmezini. Ben zaten bu sene uğraşamayacağım o kadar işle..."

Sevinç nidalarıyla sarıldı amca yadigârına:

"Hay yaşa yengem, sana da yaparım kendime de! Oh, çok ne güzel oldu... Sağ olasın"

Sabah arılar ortaya çıkmadan bağa gitmek üzere anlaştılar. Üzümleri seve okşaya tek tek toplamaya başladı Elif. Her salkım hatta her tane kıymetliydi. İki şişe pekmez çıkarmak için neredeyse iki günlük emek gerekiyordu.

Önce çürükler ayıklandı, sağlamlar yıkandı. Sonra üzümler ezildi suları çıkarıldı. Çıkan üzüm suyu kazana alındı. İçine özel toprağı eklendi. Karıştırıldı ve bütün gece dinlenmeye bırakıldı.Ertesi gün yeniden süzüldü. Sonra koca kazan odun ateşinin üzerine kondu. Ve kaynamaya başladı. Saatlerce... Kaynadı, biraz daha kaynadı. Biraz daha... Ta ki üzümlerin suyu ağırlaşıp koyulaşana dek... 

Elif, pekmezi şişelere doldururken yine kendi kendine konuşuyordu. 

"Aman dikkat, dökme! İçinde hazine var ..."

Bu birkaç şişe, geçmiş yıllardaki onlarca şişeden çok daha kıymetliydi.

Zaman akıp giderken insan da zamanla birlikte akar gider. Yaşamın telaşında en yakınındakinin kıymetini bilemeyiz. Bazen bağdaki üzümdür kıymetini bilmediğimiz, bazen de ailemiz. İnsan anne babası hep yanında olacakmış gibi düşünür. Ya da nazını çekecek olana nazlanmayı hak görür. 

Oysa birine kıymet ne zaman verilmelidir? Ellerinin arasından kayıp gitmesini mi beklemek gerekir? Varken varlığına sevinebiliyorsan yokken ki üzüntünün de bir anlamı vardır. 

Şimdi belki de tekrar yakınlarımıza dönüp hak ettikleri değeri verme, varlıklarına şükretme zamanıdır.

Paylaş

Bu yazı sana nasıl hissettirdi?

Tek tepki seçebilirsin. Başkasına basınca değişir, aynısına basınca geri alınır.

İlk tepkiyi sen bırak.

Yorumlar

Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yapın.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir.