BİR PAZAR RUTİNİ

BİR PAZAR RUTİNİ

BİR PAZAR RUTİNİ

2 dk okuma

Ömer’in Pazar rutininde kahvaltıdan sonra belgesel izlemek vardı. Bugün de günlerden Pazardı ve yine televizyonun karşısındaydı.

Gezemeyeceği, göremeyeceği yerleri görmek hoşuna gidiyordu. Hayvanların o sakin ama bir anda hareketlenen hayatlarına tanık olmak ilgisini çekiyordu.

İzlediği belgeselin konusu sıradandı aslında. Tibet’in uçsuz bucaksız dağlarında yaşayan bir tilki ailesinin yaşamı. Mevsimlerden kıştı ve karlar dağlarda erimeye başlamıştı.

Üç yavrulu ailenin annesi, avlanmak için yollara düşmüştü. Nedense avlanmaya anne tilki gitmişti. Baba ile yavrular onun dönüşünü bekleyecekti. Aradan geçen bir günün ardından baba tilki gözlerini uzaklara dikip öylece bakıyordu. Belli ki artık endişelenmeye başlamıştı. Hayat arkadaşını bir an önce çayırlarda görmeyi umuyordu.

Bu bekleyiş iki gün sürdü, ama anne tilki dönmedi. Baba tilki bir şeyler yapmalıydı. Çünkü yavruların karnı açtı ve birinin onların karnını doyurması gerekiyordu.

Sorun şuydu ki, hem yavrulara göz kulak olmak hem de avlanmak zordu. Baba tilki yavruları bırakmadan nasıl avlanacaktı. Dağların diğer sakini olan Tibet farelerini yakalamak kolay değildi.

Tibet tilkileri sıklıkla boz ayıların peşinden gider. Ayı güçlü pençeleriyle bu küçük kemirgenlerin yer altındaki yuvalarını kazar. O sırada kaçmak için dışarı fırlayan fareleri çevik Tibet tilkisi hemen yakalar.

Ama etrafta sessizce takip edilecek ayı yoktu. Hoş yavruları bırakması da mümkün değildi.

Yiyecek olmadan geçen süre yavruları iyice güçten düşürmüştü. Durumları gittikçe kötüye gidiyordu.

Derken bir sabah dağlarda koyun sürülerini gördüler. Koyunlar fareleri çok korkutmuştu. Korkan fareler yuvalarından artık çıkmıyordu. Avlamak için bu koyunlar tilkilere çok büyük geliyordu. Çünkü Tibet Tilkileri oldukça küçük hayvanlardı. Şartlar giderek ağırlaşmıştı, baba tilkinin bir şeyler yapması gerekiyordu. Ama aç olan sadece onlar değildi. Fareler de acıkmıştı ve açlık onların hareket etmesini sağlayacaktı.

Bir anda rüzgâr esti ve yerin altından adeta patates gibi fareler çıkmaya başladı. Üstelik o eski hızları da kalmamıştı. Tam bir ziyafete dönüşmüşlerdi. Baba tilki yavrularını doyurmakla kalmamış, toprağın altına stok bile yapmıştı.

Tüm bunlar olurken anne tilki hiç gelmedi. Belki bir kurda, belki bir ayıya veya çakala yem olmuştu. Yavrulara hep baba tilki sahip çıktı.

Ömer yavaşça koltuktan kalktı mutfağa gitti. Hikâye ne kadar da kendi öyküsüne benziyordu. Eşini kaybettiğinde çocukları küçücüktü. O ani ölüm tüm hayatlarını değiştirmişti. Fakat hayat devam ediyordu ve üç çocuğunu yetiştirmesi gerekiyordu.

Eşinin ölümünden sonra hayatında bir şeyleri küçültmeye karar verdi. Daha kolay olur düşüncesi ile küçük bir kasabaya yerleşti. İşini değiştirmiş ve tek akrabası olan amcasına yakın bir ev tutmuştu. Başta her şey ne kadar da zordu ama zamanla kolaylaştı. İşleri yoluna girdi, kendilerine bir çevre edindiler. Çocuklar büyüdü, meslek sahibi oldu. Onca zaman içinde yaşadıklarından hiç şikâyet etmedi ve yaşadıklarını kabullendi Ömer. Belki de o yüzden her şey daha da kolaylaştı.

İnsanın hayatında inişler çıkışlar, kayıplar, kazançlar yaşayabilir. Bazen tüm dünya tersine dönmüş, onun aleyhine işliyormuş gibi gelebilir. Ama insanın hayatta hep bir ümidinin olması gerekir, çünkü yarının bize ne getireceğini asla bilemeyiz. Gün gelir dezavantajlar avantaja döner…

Ümidini kaybetmek yaşama sevincini de kaybetmektir.

Yolun sonunun asla gelmeyeceğine inanmak insanı hareketsiz bırakır. Oysa;

Hayat her zaman bizim lehimizedir.

Buna inandığımızda ve ümidimiz olduğunda zorluklara bakış açımız değişebilir.

Paylaş

Bu yazı sana nasıl hissettirdi?

Tek tepki seçebilirsin. Başkasına basınca değişir, aynısına basınca geri alınır.

İlk tepkiyi sen bırak.

Yorumlar (6)

  • Nükhet Şen dedi ki

    1 Ekim 2026

    Hepimiz belgesel izledik de çok azımız böyle ilişki kurabildi kendi hayatı ile

  • VB dedi ki

    1 Ekim 2026

    Hayat her zaman bizim lehimizedir

  • Ayşe B. dedi ki

    1 Ekim 2026

    Hayatta başımıza ne gelecek bilemiyoruz, önemli olan gerçekten ümidini kaybetmemek.

  • I. GÜL dedi ki

    8 Ekim 2026

    Umut olduğunda problem geldiğinde çözüp bir sonrakine geçebiliyorsun. Umutsuzluk problemi kabul etmeyip orada takılı kalmakla başlıyor sanırım..

  • Nükhet Şen dedi ki

    8 Ekim 2026

    Ümit ile yaşama sevinci arasında bir bağ olduğunu bilmek ne güzel bir fark ediş

  • Eda Nesibe ARI dedi ki

    8 Ekim 2026

    Bakmasını bilirsek hayatın her yerinde bizimle benzer problemleri yaşayanlar var. bazen bir hayvan bazen bir bitki...

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir.