BU İŞ NEREYE VARACAK?

BU İŞ NEREYE VARACAK?

BU İŞ NEREYE VARACAK?

3 dk okuma

Şehrin en işlek caddelerinden birinde yer alan plaza, renkli ışıklarıyla dikkat çekiyordu. Caddeye bakan tarafındaki dükkânlar sabahın erken saatlerinden itibaren müşterilerinin müzik ile dikkatini çekmeye çalışıyordu. O ses de kalabalığın sesiyle birbirine karışıyordu. Tam giriş kapısının yanında taze kahve yapan bir pastane vardı. Engin babasının gelmesini beklemek için orada oturmuş, kahvesinin gelmesini bekliyordu.

“Biraz servis ağar işliyor” diye düşündü.

“Pardon! Kahve siparişi vermiştim, ama hâlâ gelmedi.”

“Hep böyle yavaşlar neden bana denk geliyor?” diye içinden geçirdi. Engin’in en zorlandığı şey beklemekti.

Okulu yeni bitmişti, iş arıyordu. Mezun olur olmaz hemen iş bulacağını düşünmüştü. Babasının çevresi genişti, elbette bir yere oğlunu yerleştirirdi. Babası gerçekten de sevilen bir avukattı ve çok fazla tanıdığı vardı. Hoş son beş yıldır artık aktif olarak duruşmalara girmiyor sadece danışmanlık yapıyordu. Oğlu için de bir sürü yer ile konuşabilirdi. Engin bunu bildiği için babasından beklentisi çok yüksekti.

Ama nedense babası hiç ona destek olmaya yanaşmıyordu. Kendini yalnız hissediyordu bu konuda üstelik piyasa çok kötüydü. Yeni eleman alan firma çok azdı. İş görüşmesi için arayan bile olmamıştı ve babasına kızıyordu içten içe.

Fakat babasının bildiği Engin’in atladığı bir nokta vardı.

Emek olmadan sonuç gelmez. O mücadeleyi kişinin kendisi vermelidir.

Pastanede babasını beklerken babasının içeri girdiğini gören Engin gülümsedi. Bu sefer gideceği firmanın sahibi babasının en yakın arkadaşıydı. Haliyle işe alırlar ve hatta yarın bile başlarım diye düşündü. Sonra kendini bir odada, sekreterine telefon bağlatırken hayal etti. Bir arabası vardı şirketin ona tahsis ettiği.

Tam babasına “Yoksa işi ayarladın mı?” diyecekti ki...

Babası;

“Hüsnü’nün senin benim oğlum olduğundan haberi yok. Ben burada seni bekleyeceğim. Bu işi sen kendi alın terinle almalısın.”

Engin’in içindeki ses konuştu: “Ne yani! Bana bu mu layık?”

Babasına hışımla yaklaştı.

“Hani patron arkadaşındı baba?”

Babası ise tebessüm etti;

“İnsanoğlu çok acelecidir oğlum, hemen her şey olsun ister. Hele sen, çocukluğundan beri her istediğin hemen olsun isterdin. Ama bir şeye sahip olmak için emek vermek gerekir. Biz çaba sarf ederiz ama sonucun ne zaman geleceğini bilemeyiz.” Dedi.

Engin’in hayal kırıklığı büyüktü. Oysa bu zamana kadar babasının ona olan tavrı hep mücadelesini arttırmak yönündeydi. Böyle olacağını tahmin etmeli idi.

Görüşmeden sonra tekrar babasının yanına geldi. Ahmet Bey tüm içtenliği ile aşağıda onu bekliyordu. Tüm iyi dilekleri, duaları oğlunun işe girmesi içindi. O da çok itiyordu Hüsnü ile çalışsın. Çok dürüst bir adamdı Hüsnü.

“Ne oldu oğlum? Nasıl geçti görüşmen?” dedi Ahmet Bey.

“Görüşmeler sürüyormuş, tüm başvurular bitince tek tek arayıp ikinci görüşmeye çağıracaklarmış. Daha çok bekleyeceğim, nasıl sabrederim bilmiyorum. Bir de benden neden onlarla çalışmak istediğimi açıklayacağım bir mektup istediler. Ne gerek varsa?”

İnsan isteklerini gerçekleştirirken, isteklerinde acele eder.

Çünkü insanoğlu sonuç elde edeceği zaman acelecidir. Oysa o istekleri elde etmek için yapması gerekenler söz konusu olduğunda acele etmez. Daha yavaş hareket eder, kimi zaman ayak sürür.

Bir yere varmak istiyorsak yapmamız gereken kendi yapacaklarımıza odaklanmaktır.

Çoğu zaman çocuklar kendileri çaba sarf etmek istemediğinde, zor geldiğinde ebeveynlerinin desteğini beklerler. Kısa yoldan sonuca varmak istedikleri için ilk akıllarına anne babaları gelir. Sorunlarını onlar çözsün isterler. Fakat destek olmak ile bir başkasının yerine onun yapacaklarını yapmak iki farklı şeydir.

Aile içinde her birey birbirine sadece destek olmalıdır. Yoksa onun görevi üstlenmek aile içindeki dengeleri bozar.

Paylaş

Bu yazı sana nasıl hissettirdi?

Tek tepki seçebilirsin. Başkasına basınca değişir, aynısına basınca geri alınır.

İlk tepkiyi sen bırak.

Yorumlar (9)

  • Nükhet Şen dedi ki

    1 Ekim 2026

    Bir iş için emek harcamak ama sonucunun ne zaman geleceğini bilememek insanı çok sabırsız yapıyor.. Ama bizden istenen tam da buymuş.

  • Elif Cilem Şahintaş dedi ki

    1 Ekim 2026

    İnsanoğlu sonuç elde edeceği zaman acelecidir.

    Oysa o istekleri elde etmek için yapması gerekenler söz konusu olduğunda acele etmez.
    Gerçekten insan acelecidir. Sabretmek aklına gelmez.

  • Nalan Yıldız dedi ki

    1 Ekim 2026

    Bir anne, baba olarak çocuğun hayatına karışmadan yanında durmak o kadar zor ki
    İnsan üzülmesin,kolay olsun istiyor
    Oysa her zorlanma onları kaslandırıp,güçlendiriyor
    İş görüşmesine babası ile birlikte girmek isteyen bile olabiliyor
    Daha da fenası baba oğluyla görüşmeye girmeyi düşünebiliyor

  • Seda dedi ki

    1 Ekim 2026

    Ailelerin çocuklara çaba sarf etmeleri için fırsat vermesi yetiştirmek değil midir aynı zamanda...

  • Emel A dedi ki

    1 Ekim 2026

    Destek olmak koltuk değneği olmak olmamalı.

  • VB dedi ki

    1 Ekim 2026

    N çok şey bekliyoruz hayatımızdaki insanlardan. Bi al sen yaşa benim hayatımı demediğimiz kaldı. Üşürsün üstne bir şey al dediğinde ne çok karışıyor oluyoruz işlere... Garip garip işlervb

  • elif dedi ki

    1 Ekim 2026

    yazıdaki gibi yeni nesil yetişen evlatlarımızın kaliteli yetişmesi için ellerinden tutmamız gereken zamanları iyi tayin etmemiz gerek

  • GÖNÜL KILIÇ dedi ki

    2 Ekim 2026

    Destek olmak kıymetlidir fakat dengede olması daha kıymetli

  • I. GÜL dedi ki

    8 Ekim 2026

    herkes elinden geldiğini yaptığında çözüm becerisi, üretkenlik dengelenir. O yüzden birlikten güç doğuyor, değil mi? :)

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir.