
ÇİÇEK AÇTIRMAK
Bazı mevsimler insanın yaşama sevincini nasıl da arttırır!
Ilık esen o rüzgâr, insanı ısıtan ama yakmayan güneş ve sokakları saran çiçek kokusu. Ah o çiçek kokuları, mimozalar açar önce, sonra erguvanlar, mandalina ve limon ağaçları… Hepsinden gelen o kokular insanı nasıl da farklı bir dünyaya götürür. Hele mor salkımlar, insan yanından geçerken durup içine çekesi gelir o kokuyu.
Peki ya ıhlamur! İnsana nasıl da iyi gelen bir koku. Belki de içlerinde bir tek onu tüm yıl evimize misafir ediyoruz. Baharı hatırlattığı için mi bilinmez, ıhlamur herkesin içmeyi en sevdiği çay olabilir. Hastayken, moralimiz bozukken aklımıza ilk o gelmez mi? İçimize baharı getirir sanki… O sakin ve ılık baharı.
Pek çoğumuz mevsimlerden ilkbaharı ayrı bir yere koyarız. Neden “ilk” bahar denmiş acaba? Belki de daha çok ilkleri yaşattığı içindir. Onca canlanan ağaç, toprak, yeni doğan hayvanlar…
Bizlerin de hayatı mevsimler gibi değil mi?
Çiçek açtığımız, meyve verdiğimiz, çoğaldığımız, cıvıldadığımız, etrafımıza neşe saçtığımız baharlarımız var.
Sonrasında gelen yaz gibi bazen etrafımızı, bazen de kendimizi bunalttığımız zamanlarımız var. Durduğumuz yerde terlediğimiz, sıcağı yönetemeyip, içimizdeki tüm suyu tüketip kavrulduğumuz zamanlar. Elimizin kolumuzun kalkmadığı, hareketsiz kalmak istediğimiz…
Sonrası yine bahar ama bu seferki “son”.. Kıştan önceki kaos… Sert rüzgârlar, uçan yapraklar, yağan sağanak yağmurlar. Çıplak kalan ağaçlar…
Her büyük değişim öncesi bir kaos olmuyor mu? Taşlar yerinden oyuyor. Bizlerin de hayatındaki değişimler bazen böyle sert geçmiyor mu? Etrafımıza, hayata bir esip gürlüyoruz.
Sonra gelen kış, yerinden oynayan ne varsa onların yerine yerleşmesini sağlıyor sanki. Soğuk ile gelen sakinlik, erken kararan hava, az hareket… Doğa sanki bir anda yok oluyor. Güvende olduğumuz, ısındığımız yere yaklaşıp orada kalma çabamız. Sıcak evimizin, yuvamızın daha çok kıymetini bildiğimiz kış.
Bizler hem kendi iç dünyamızda, hem de hayatımızda dört mevsimi yaşıyoruz. O mevsim geçişlerinin yumuşak olduğu orta kuşakta daha çok insan yaşıyor. Oysa ısı değişikliklerinin daha fazla olduğu, daha sert koşullarda çok daha az insan.
Biz hepimiz ayrı mevsimleri olan insanlarız. Kimimiz daha kış, kimimiz daha yaz, kimimiz de daha bahar. Tek başına olunca değil ama aile içinde ısı farklarını yönetmek hiç de kolay değil.
Hele bir de kışla yaz yan yana geldiyse. Arada daha çok bahara ihtiyaç var. Yani daha ılımlı olmaya, daha duruma göre hareket etmeye.
Ya da hep bahar ise, o zaman da biraz durup düşünmeye ihtiyaç yok mu? Biraz içerde kalmaya, biraz daha kendimizi, ailemizi dinlemeye… O güzel havaların sarhoşluğundan kurtulup, o çiçek kokularının cazibesini bir kenara bırakıp irdelemeye.
İşte aslında o ısı farklılıklarını yönetmek yok mu? O aile ilişkilerindeki uyumu yakalamak! İnsanın en zorlandığı yer. Aile hayatımız nasıl da hayatımızın merkezinde. Hep bir bahar sevinci yaşansın istiyoruz ama bu mümkün mü?
Bunun kışı da var, kavurucu yazı da var, fırtınası da var. Mesele bunları günlük hava değişimleri olarak tutmak. Daha çok ılıman iklimi hayatımıza yaymak.
Hepimizin o kalabalık ailenin içinde yalnız kahvaltı etmek istediğimiz dönemler olur. Bazen üzüntümüzü sadece yan yana oturarak paylaşmak isteriz. Ya da sevincimizi paylaşmak için tüm sülaleyi çağırırız. Çok sinirlendiğimiz, sesimizi yükselttiğimiz günler olur. Eşimize şımardığımız ama çocuğumuzun şımarıklığına tahammül edemediğimiz zamanlar olur.
Tüm bunlar bir iklim olduğu sürece sorun yok. Bir yaşama yayılmış inişler ve çıkışlar… Oysa bir anda yağan dolu ve sonrası güneş insanı nasıl da yorar. Yılda bir gün olunca sorun değil de, her gün yaşanırsa ona tahammül etmek mümkün mü?
O yüzden aile içinde anlık hava değişikliğinden etkilenmeyip, iklime odaklanabiliriz. İklimi daha ılıman tutmak için çaba sarf etmek de hedefimiz olabilir.
Her zaman bahar olmayacağı için, kışı da bahara çevirmeyi öğrenmek gerekir o zaman. Çünkü doğadaki tasarım muhteşem. Baharda açan çiçekler olduğu gibi kışın açan çiçekler de var. Çiğdem, kardelen, nergis, kış sümbülü, sıklamen… Sayıları hiç de az sayılmaz. Kışın çiçek açtırmak bahara göre daha zahmetli olabilir ama bu kışın hiç çiçek açmayacağı anlamına gelmez. Sadece biraz daha nazlıdır, biraz daha emek gerektirir.
Ailemizde o ılıman iklimi oluşturmak lazım ki, birlikte yaşadıklarımız çiçek açabilsin, yaşama sevinçleri artsın.
Bu yazı sana nasıl hissettirdi?
Tek tepki seçebilirsin. Başkasına basınca değişir, aynısına basınca geri alınır.
İlk tepkiyi sen bırak.
Yorumlar (21)
Elif Şahintaş dedi ki
21 Haziran 2026Her zaman bahar olmayacağı için, kışı da bahara çevirmeyi öğrenmek gerekir.
Herkesin öğrenmesi dileğiyle.Ilaha dedi ki
25 Haziran 2026İnsan hangi mevsim olursa olsun isterse sert kış isterse acımasız sıcaklıkta olsun kalbi hep o ısıyı arıyor değil mi? o yüzden insanı ılıman mevsimlerdeki gibi hoş hissettiren ilişkiler ne kıymetli 🙂
Zeynep B. dedi ki
25 Haziran 2026Ya ne güzel ifade edilmiş, aileyi ılıman iklime çevirmek... sert ve keskin olmanın fayda vermeyeceğini anlayabiliriz dilerim
Meryem Masri dedi ki
25 Haziran 2026Hep ve hiç yok geneli toparlamaya çalışarak iyi olma yolunda ilerlemek dileğiyle🌱
Nurdan Şahin dedi ki
25 Haziran 2026Bahara çevirmek için de kışı çok iyi bilip gözlemlemek nerede ne tepki var ne hoşuna gidiyor ne seviyor ona bakmak gerekir. yapabilmek ümidiyle :)
İmran dedi ki
25 Haziran 2026Fen bilimleri öğretmeniyim ama mevsimleri hiç böyle düşünmemiştim 🌷
Deniz dedi ki
25 Haziran 2026Kışı bahara çevirebilenlerden olabilmek dileğiyle. Emeğinize sağlık.
SY dedi ki
25 Haziran 2026Belki de önce kışın da güzellikleri olduğunu kabul etmemiz gerek...
SKuzeyi dedi ki
25 Haziran 2026Her mevsim var hayatta..Yaşamda da sevincler üzüntuler...Fakat hepsi gecıp gidiyor bir kış oluyor bir yaz.. Bir sonbahar oluyor bir ilkbahar.
Atiye dedi ki
25 Haziran 2026İklimi daha ılıman tutmak için çaba sarf etmek de hedefimiz olabilir.
Ne kadar güzel bir strateji uygulayıp faydasına şahit olduğum bir bilgiS dedi ki
25 Haziran 2026İnsanın havası değişir, durumlar karışır ama günün sonunda aile her mevsimde aynı yerde ise üstesinden gelinir…
Zeynep Kaya dedi ki
25 Haziran 2026Her mevsim başka hareket, başka mesaj, başka öğreti… Ve her mevsimin dengeleyicisi de başka başka… Mesele durumu, kişiyi iyi anlamaya geliyor zannediyorum…
vb dedi ki
25 Haziran 2026ne güzel mevsimler gibi olabilmek, kışı kış gibi sakin, yazı yaz gibi bolluk hareketle geçirebilmek...Hatırlatmanız için teşekkür ederim. Kıymetli bir yazı olmuş...
Emel A dedi ki
25 Haziran 2026İnsan her mevsimin ayrı ayrı tadını çıkarmalı,
Yani gerektiği yerde gerektiği şekilde davranmalı...
Ki gerçekten çevresine ona göre fayda verebilsinGönül Kılıç dedi ki
25 Haziran 2026Her mevsimin ayrı güzelliği oluyor...
Seda dedi ki
25 Haziran 2026İnsanın sadece başkasının hayatında değil, kendi hayatında önce çiçek açmasını öğrenmesi gerekir.
Mutlu olur ve onu paylaşmak isteyenler olur..Nükhet dedi ki
25 Haziran 2026İnsanın yaşantısında anlık olarak verdiği tepkiler başını belaya sokuyor gerçekten. O yüzden en çok da zor zamanlarda daha anlayışlı az tepkisel olmaya ihtiyacımız yok mu? Bu ailenin içindeki herkesin daha iyi yetişmesine de katkı sağlıyor.
ZEHRA NUR dedi ki
25 Haziran 2026Ne yazin ne kişin tek başina anlami var. Her mevsim diğer mevsime gebe...
Çok güzel bir yazi emeginize saglik...Hatice dedi ki
25 Haziran 2026Geçici olduğunu bilirsek hayatın ne her şeye çok üzülür ne de çok seviniriz
Fatma dedi ki
25 Haziran 2026Ne kadar güzel, içten ve samimi bir yazı olmuş.
Ellerinize ve emeğinize sağlık 🌹Ayşe C. dedi ki
29 Temmuz 2026Meğer mevsimlerle aramızda ne çok benzerliler varmış :) Emeğinize sağlık
