ÇOCUKSU NEŞE

ÇOCUKSU NEŞE

ÇOCUKSU NEŞE

3 dk okuma

Hani bazı anlar vardır tekrar yaşamak istediğin, Fatma da öyle bir anın içindeydi. Arabanın penceresine başını dayamış yolu seyrediyordu.

İnsanın çocukluğunda en güzel anılarını yaşadığı yere doğru gidiyordu. Ağaçlar, tarlalar, çeltik fabrikası ve daha birçok şey yerinde duruyordu. Gövdesi oyulmuş çınar ağaçlarına her defasında hayretle bakıyordu."Bu ağaç bu halde nasıl ayakta durabiliyor." 

Önlerindeki küçük virajı döndüklerinde karşılarına bir çeşme çıkacaktı. Sonra yol ikiye ayrılacaktı. Çeşmenin musluğu yoktu ve sürekli akıyordu. İnsanlar gibi hayvanların da uğrak yeriydi bu çeşme. Bu sefer inekleri göremedi, biraz daha dikkatli bakınca suyun da kesildiğini gördü. İçi hüzünle burkuldu. Hayatta hiçbir şey aynı kalmıyordu ki...

Evler yavaş yavaş gözükmeye başladığında yüzünde bir tebessüm belirdi. Mahallelerinin girişinde anneannesinin evi vardı. Daha da yaklaşıp yakından görünce tebessümü koca bir gülümsemeye döndü.

Başını yana çevirip baktı, işte oradaydı, evin yanındaki bahçenin ortasında! Değneğine yaslanmış, yüzünde yaşanmışlığın derin çizgileri, telaşsız huzur veren yüzü ile anneannesi... Bir insanı bıraktığın yerde aynı şekilde bulmak nasıl da güzel bir duyguydu. O her oradaydı, evi her zaman torunlarına açıktı.

Araba kenara yanaşınca hızla inip tarlaya doğru koştu. Anneannesine sarıldı, havuç kokuyordu. Eve doğru yürüdüler, girişteki sandalyenin üzerinde bir kova havuç vardı. İki tanesini Fatma'ya uzattı, daha sabah toplamıştı.

Sarılıp koklaştılar hasretle, özlemle, sevgiyle... Evin içinden sarımsak kokusu geliyordu. Anneannesi gözleriyle tarlanın köşesini işaret etti. Fatma saniyeler içinde çilek tarlasına ulaştı. Tarlayı torunlarını pay etmişti. Dört torununun her birinin birer köşesi vardı. Ona ayrılmış çilekler ne kadar da özel hissettiriyordu Fatma'ya.

Kaç yaşına gelirseniz gelin, birinin size kendinizi özel hissettirmesi iyi gelir.Bunun için size 'seni seviyorum' veya 'seni önemsiyorum' demesine gerek yoktur. Sizin sevdiğiniz şeylere dikkat etmesi yani küçük birkaç detay yeterlidir.

Eve girdiklerinde, "Karanlık odaya git bak bakalım ne var?" dedi.

Anneannesi, armutları olgunlaşması için eski bir sandığa koyardı. Kapağını kaldırır kaldırmaz her tarafı armut kokusu sardı. Cennet hurmaları avize gibi tavanda asılıydı. Fatma en güzellerini seçip balkona çıktı. Yirmi yaşındaydı ama hala çocuk gibi hissediyordu kendini bu evde. Yanan sobanın üzerindeki taze çayın dumanını görür görmez kümese koştu. Tavuğun altından yumurtaları alıp alüminyum demliğin içine usulca bıraktı. O yumurta sanki dünyanın usta şeflerinin elinden çıkmış bir yemek gibi lezzetliydi.

Fatma tüm bu düşünceleri kafasından geçiriyordu. İçini çocuksu bir neşe sarmıştı. Ama uzun sürmedi çünkü bu sadece bir hayaldi. Bir zamanlar yaşadığı ama artık olması mümkün olmayan bir hayal. Çünkü anneannesi vefat edeli on sekiz ay olmuştu. Bu dünyadan göç etmesine rağmen geride bıraktıkları hala tebessüm ettirmeye yetiyordu. Ev duruyordu, çilek tarlası duruyordu, Tek vasiyeti hepimizin yılda iki kez bir araya gelmesiydi. Evi o gittikten sonra da bir buluşma yeri olsun istemiş,  kapansın istememişti.

Sonra aklına çınar ağacı geldi. Anneannesi ile ne çok benzerlikleri vardı. Onun gibi yaşlı, bilge, güngörmüş ve yıllara rağmen sapasağlam kalmış çınar ağacı... Her şey anneannesini hatırlatıyordu Fatma'ya...

Zayıf ellerine, kamburlaşan beline rağmen hep ailesine kol kanat germişti. Her zaman çocukları, torunları ve kendisi için hep yapacak işleri vardı. Zaten son ana kadar da bağında bahçesinde, ailesinin yanında olmuştu. Tıpkı çınar ağacı gibi belki yıllar onu yaşlandırmıştı ama hala gölgesi ailenin üzerindeydi. O gölgeydi onları serinletip güç veren.

Fatma her aklına geldiğinde, o eve her girdiğinde çocuksulaşacaktı. İnsan sevdiğinin yanında çocuksulaşırdı...

İnsan hayata çocuksu bir neşe ile devam etmek istiyorsa bunu ancak üreterek yapabilir. 

Çocukken alınan keyif yetişkin olunca da alınabilir. Eğer bunu başarabilirsek her günümüz çocuksu bir neşeye döner. O zaman geçmişte olanlara ne özlemimiz kalır, ne de hüznümüz...

Paylaş

Bu yazı sana nasıl hissettirdi?

Tek tepki seçebilirsin. Başkasına basınca değişir, aynısına basınca geri alınır.

İlk tepkiyi sen bırak.

Yorumlar (14)

  • Nükhet Şen dedi ki

    1 Ekim 2026

    hep özel hissedilmek istiyoruz ama etrafımızdakileri özel hissettirmeye çalışmıyoruz. Belki de en yakınlarımızdan başlamalıyız buna

  • mahmut dedi ki

    1 Ekim 2026

    :)) yaş kaç olursa olsun...

  • Seda dedi ki

    1 Ekim 2026

    İnsan kaç yaşında olursa olsun, çocukluğunu özlüyor ve o anıları tekrar tekrar yaşamak istiyor...

  • Elif Cilem Şahintaş dedi ki

    1 Ekim 2026

    İnsan hayata çocuksu bir neşe ile devam etmek istiyorsa bunu ancak üreterek yapabilir.

    Çocuksu neşelerimiz artsın dileğiyle

  • Meryem Masri dedi ki

    1 Ekim 2026

    :)

  • vb dedi ki

    1 Ekim 2026

    Heran özlüyoruz geldiğimiz yerleri, ama gidemiyoruz Hep bir gurbet, hep bir hasret/

  • S.O dedi ki

    1 Ekim 2026

    İnsanın bahçesinde olduğu kadar evinin içinde de bir çınar ağacının olması çok kıymetlidir…

  • Arzu dedi ki

    1 Ekim 2026

    İnsan ürettikçe neşeleniyor. Kaleminize sağlık.

  • elif dedi ki

    1 Ekim 2026

    Okurken çoook eskilere götürdü, kaleminize sağlık :)

  • ZEHRA NUR Zengin dedi ki

    1 Ekim 2026

    Ondandir ki, babaannemizin evi, köyümüz aklimiza bile gelse bir huzur kaplar icimizi ve tebessüm ederiz.

  • Atiye dedi ki

    1 Ekim 2026

    Çocukken alınan keyif yetişkin olunca da alınabilir. Eğer bunu başarabilirsek her günümüz çocuksu bir neşeye döner. O zaman geçmişte olanlara ne özlemimiz kalır, ne de hüznümüz…Ne güzel bir cümle, ne kadar ümit vari. Benimde ananemle anılarım canlandı. Ne tuhaf iki öyküde de hep üretimde olan insan var. demek ki insan durmayacak ölene kadar üretime devam...

  • SKuzeyi dedi ki

    1 Ekim 2026

    Üretmek cocuksu nese verir.

  • GÖNÜL KILIÇ dedi ki

    2 Ekim 2026

    Hayattan keyif alabilmenin sırrı üretmek diyebilir miyiz?
    Bir düşünsek geçmişe dair en keyifli anlarımız ürettiğimiz zamanlarda olduğunu fark edebiliriz...

  • I. GÜL dedi ki

    8 Ekim 2026

    o zaman öğrenirken çocuksulaştığımız işler en iyi öğreneceğimiz işlerdir diyebilir miyiz? :)

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir.