GERÇEKTEN YALNIZ MIYIZ?

GERÇEKTEN YALNIZ MIYIZ?

GERÇEKTEN YALNIZ MIYIZ?

3 dk okuma

“Anne hastaneden arıyorlar.”

“Neden!?”

“Kaza olmuş dediler seni istiyorlar.”

“Kim!? Kim kaza geçirmiş?!”

Oya babasını küçükken kaybetmişti. Babası bir gün arkadaşlarıyla gezmeye gitmiş, gelmemişti. “Kaza yaptı” demişlerdi.

Çocuktu tabii, sadece o zamanki duygusunu hatırlıyordu. Evdeki o matem havası onun zihnine yer etmişti. Cenazenin ne olduğunu anlamamıştı. O yüzden de üzülememişti bile. Ama annesi bir hafta durmaksızın ağlamıştı. Sonra içine kapanıp sessizleşmişti. 

O gün üç kardeş evde oyun oynuyordu. Oya beş, Enes dört, Emre de üç yaşındaydı. Annesi peş peşe birer yıl arayla doğurmuştu hepsini. Şimdi Oya kocaman genç kız olmuştu.

Onun belki de en üzüldüğü gün dedesinin öldüğü gün olmuştu. Geçen hafta dedesini kaybetmişti.

Babası öldükten sonra dedesi ona baba olmuştu. Her gün okula o bırakmıştı. Okul çıkışı da mutlaka ona bir şey anlatırdı.

Aslında geriye dönüp baktığında babasının eksikliğini hiç hissetmemişti. Dayıları, amcaları, özellikle de dedesi hep onun yanındaydı.

Dayısı her geldiğinde ne ihtiyacı varsa onu hediye getirirdi. Kıyafet almaya gidecekleri zaman ona harçlık verirdi. Amcası kuzenlerinin artık kullanmadığı oyuncaklarıyla beraber yeni oyuncaklarla çıkıp gelirdi. Bir babası yoktu belki ama birçok büyüğü ona babası gibi kol kanat geriyordu. Dedesinin yeri bambaşkaydı, o ölünce arkadaşını ve dayandığı duvarı kaybetmişti sanki. Onu seven ve şefkatle her anlattığını dinleyen biri artık kalmamıştı.

Tam o sırada annesi içeriye girdi. 

“Kızım ne yapıyorsun? Hadi, geç kalmayalım bir tanem. Sevim ablanı bekletmeyelim.”

Bir süredir annesi Sevim diye birinden bahsediyordu. Üniversiteden yakın bir arkadaşının kızıydı. İstanbul’a okumaya gelmek istiyordu. Ev kiralamak için de Oya’nın annesinden yardım istemişti. Her gelişinde eli kolu dolu geliyor, herkese hediyeler gönderiyordu. Bazen kıyafet, bazen oyuncak.

Oya da ona bir şeyler hediye göndermişti. Karşılıklı konuşuyorlardı ama yüz yüze görüşme fırsatları olmamıştı.

Bugün yüz yüze gelecekler ve birlikte sinemaya gideceklerdi. 

Oraya vardıklarında tebessüm eden bir kızla karşılaştılar. Kız onları görünce daha da gülümsedi ve adımlarını hızlandırarak yanlarına geldi. 

“Merhaba Oya, sonunda tanışabildik.” dedi hafif eğilerek.

“Güzel olmuş mu?” diye sordu çantasına takılı anahtarlığı göstererek. “Çok güzel bir zevkin var.”

Oya o anahtarlığı boncuklarla kendisi yapmıştı. Gülümsedi ve utanarak başını öne eğdi. 

“Size bir haberim var” dedi Sevim sevinçle.

“Ben sizin mahalleye taşınıyorum!” 

“Aaa ne güzel bir haber!” dedi Oya’nın annesi. 

“Evet öyle gerçekten. Ben de çok sevindim size de yakın olmasına. Belki daha sık görüşebiliriz böylece.”

Öyle de olmuştu.

İkisi aynı saatlerde evden çıkıyordu. Sevinç’in otobüse bindiği durak, Oya’nın okulunun önüydü.

O günden sonra Sevim her sabah Oya’yı bekliyordu. Birlikte hem yürüyor, hem sohbet ediyorlardı. Sevim konuşkan bir kızdı. Oya’ya olan yakınlığı da kız kardeş özleminden kaynaklanıyordu. Üç tane abisi olduğu için evde kendini bazen çok yalnız hissediyordu.

Oya, dedesinin yerine konuşabileceği biri ona hediye edilmiş gibi hissediyordu. Artık büyümüştü dedesinin anlamayacağı konuları Sevim anlıyordu.

Beraber eve döndükleri bir günün sonunda Oya televizyonda bir habere denk geldi. Bu haber Oya’nın yaşadıklarının özeti gibiydi.

Haberde orta yaşlı bir orman işçisi konuşuyordu. Dağda gezerken köpek sesi duymuş ve yanına gidince bir ölü bir de canlı iki yavru tavşan bulmuştu.  Ölü olanı gömmüş, canlı olanı da köpekler, kargalar yemesin diye cebine koymuştu. Uzunca bir süre orada beklemiş, akşam olacak diye evine götürmüştü.

Evinde yeni doğum yapan kedisinin dört yavrusu vardı, biri doğduktan hemen sonra ölmüştü. Anne kedi yavrularının yanına konan tavşan yavrusunu yadırgamamış, onu da emzirmeye başlamıştı. Böylece kedi tavşan anası olmuş, tavşanın da bir kedi annesi olmuştu.  

Bu hayatta kimse gerçekten sahipsiz bırakılmıyor.

Ne bir kedi, ne bir tavşan, ne de bir insan…

Bazen hayat eksiğimizi hiç beklenmedik bir şekilde tamamlıyor. Çünkü hayatta aslında hiçbir şeyin yeri boş kalmıyor. Mutlaka boşalan yeri bir şey dolduruyor.

İnsan ailesinde kayıplar yaşadığında bile bazen bambaşka insanlar ailesi olabiliyor.

Paylaş

Bu yazı sana nasıl hissettirdi?

Tek tepki seçebilirsin. Başkasına basınca değişir, aynısına basınca geri alınır.

İlk tepkiyi sen bırak.

Yorumlar (16)

  • Elif dedi ki

    6 Ekim 2026

    Can bağı bu olsa gerek 🫶

  • Eda dedi ki

    7 Ekim 2026

    Her şeyin bir düzen içinde ilerliyor olması ne kadar rahatlatıcı aslında. Yapman gereken sadece düzeni anlayıp uyumlanmak.

  • I. GÜL dedi ki

    8 Ekim 2026

    kaybettiklerimiz asıl kazandıklarımız olabiliyor... :)

  • Meryem Masri dedi ki

    8 Ekim 2026

    İyi ki🌱

  • Zeynep dedi ki

    8 Ekim 2026

    Yetim bir çocuk vardı tanıdığım, o yetimliğine karşılık öyle bir dayısı vardı ki, her an yanında, koruyan kollayan.. ilgi sevgi hiç eksilmiyor değil mi

  • Nükhet Şen dedi ki

    8 Ekim 2026

    İnsan gerçekten de kendisini en sahipsiz hissettiği anlarda bazen hiç beklemediği insanlar ona kol kanat gerebiliyor.

  • SKuzeyi dedi ki

    8 Ekim 2026

    Hayat boslukta kaldirmıyor.Canlı ya da cansız herseyin yeri doluyor.

  • ZEHRA NUR Zengin dedi ki

    8 Ekim 2026

    Sahipsiz bir hayvana merhamet edebilen insan olabilmek...
    Emeginize sağlik

  • Çiğdem dedi ki

    8 Ekim 2026

    Bir yetimin bir babası olmuyor belki, baba hissini bir kisiden almıyor ama bir amca, bir dede, bir komşu, bir öğretmen ona baba duygusunu ona yaşatıyor gerçekten..

  • Emel K. dedi ki

    8 Ekim 2026

    Boş kalacak diye çıkamadığımız yerlerden boş kalmayacağını bilerek çıkmalıyız. Tabi ki doğru hamleyle..

  • Deniz dedi ki

    8 Ekim 2026

    Çok şükür yalnız değiliz. Emeğinize sağlık.

  • Ayşe B. dedi ki

    8 Ekim 2026

    Gerçektende bazen bir yabancı kardeşin gibi yoldaş olabiliyor, hayatta bir denge var, sahipsiz değiliz.

  • Elif Cilem Şahintaş dedi ki

    8 Ekim 2026

    Bazen hayat eksiğimizi hiç beklenmedik bir şekilde tamamlıyor. Çünkü hayatta aslında hiçbir şeyin yeri boş kalmıyor. Mutlaka boşalan yeri bir şey dolduruyor.

    Teşekkürler bu güzel yazı için.

  • GÖNÜL KILIÇ dedi ki

    8 Ekim 2026

    Hayat ihtiyacımız olanı gönderiyor...

  • VB dedi ki

    8 Ekim 2026

    Bu hayatta kayıplarımız oluyor ama tek başına kalmıyoruz.

  • S.O dedi ki

    9 Ekim 2026

    Hayat her ihtiyacımızı bir şekilde karşımıza çıkartıyor…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir.