Haklısın Hayatım

Haklısın Hayatım

Haklısın Hayatım

2 dk okuma

İnsan konforu seven ve oradan pek de çıkmak istemeyen bir canlıdır. Lakin bazı isteklerimiz bizi o konfordan çıkmaya zorlayabilir. Evlilik gibi...

Sevdiği insanla yuva kurmak çoğu gencin hayali olabilir. Bu hayalin içinde çoğu zaman işin keyifli yanları vardır. Oysa evlilik bambaşka bir insanla, aynı evde yaşamak demektir. Alıştığımız düzenden çıkıp, yepyeni bir yaşantımızın olması demektir.

Tüm bunları göze alan Burak ve Nesrin de birbirlerini sevmişlerdi. Güzel bir ilişkileri vardı, dışarıdan bakan çoğu insan onları birbirine yakıştırıyordu. Bir uyum yakalamışlardı kendi içlerinde. Her şeyden önce birbirlerini olduğu gibi kabul etmişlerdi.

"Hayatınızda bir şeye sahip olmak istediğinizde, onun artılarının yanında eksi yönlerine de sahip olursunuz. Eğer bu eksilere hazır değilseniz, o şeyi istememelisiniz. Mesele artıların eksileri geçtiği doğru hesap yapmaktır."

Bu iki genç bir ömür beraber yaşamaya karar verdiklerinde artıların fazla olduğuna inanıyorlardı.

Ta kiiii! Aileler tanışana kadar...

İlişkilerini saran pembe bulut birden bire dağılmıştı. Çift olarak karar verilmesi gereken konulara, 'anne müdahalesi' başlamıştı. Burak'ın annesi sınırlarını zorluyordu. Babası da öyle pasifti ki hiçbir konuda eşine laf söylemiyordu. Anneye "Dur!" diyecek kimse yoktu.

Burak annesinin her şeye müdahale etmesine kendince bir çözüm bulmuştu. Bu durumdan, üniversiteyi şehir dışında okuyarak kurtulmuştu. Kendi ayakları üzerinde durmanın ne kadar güzel bir his olduğunu o zaman anlamıştı. Ama annesi Burak'ın bir birey olduğunu kabul etmiyordu belli ki. Bu evliliği nasıl kabul edecekti?

Burak tüm olanların farkındaydı ama annesini kırmak da istemiyordu. Nesrin de Burak da, kimseyi değiştiremeyeceklerinin farkındaydılar. İkisinin de tek tesellisi farklı şehirlerde yaşayacak olmalarıydı. Nesrin;

"Yılda bir ay görüşeceğiz nede olsa, annemizi  idare ederim." diye düşündü.

Nişan günü belirlendi, geleneksel adetleri seven iki aile bohçaları hazırlamıştı.

"Adettendir bohça açılır gösterilir kızım." dedi Nesrin'in annesi. 

Bohçayı açtılar, bohçanın içindekiler tanıdık gelmedi. Nesrin'in kendi seçip aldıkları değildi. Hiç bozuntuya vermedi Nesrin. İki gecelik, bir terlik için sıkıntı çıkartmak istemedi. Eline bir zarf ilişti, dua veya iyi niyet notu zannederek pek sevindi.

Okudukça kalbi hızla çarpmaya başladı.

"Sevgili dünürüm ve sevgili gelinim,

Oğlumuzu üzmemeni rica ederiz, bünyesi hassastır.

Uzun yolculukları iyi planlarsanız güzel olur, her yerde yemek yiyemiyor.

Düğün masrafları bizi yorar. O yüzden takılar bizde kalırsa yükümüz hafifler.

Aile bağlarımız güçlüdür, düzenli görüşmek isteriz.

Oğlumuz tatlı dili sever, ses yükseltilmeden ve güzel şeyler söylenirse içimiz rahat eder.

Tartışma olursa "haklısın hayatım" cümlesiyle çözülse iyi olabilir."

Burak geldiğinde Nesrin' in yüzü bembeyaz olmuştu. Elindeki kâğıdı aldı, okudu ve ne diyeceğini bilemedi. Sonra "Haklısın hayatım!" dedi gülümseyerek Nesrin'e.

Göz göze geldiler, ikisi konuşmadan anlaşmışlardı. Zor olacaktı ama ilişkilerini feda etmeyeceklerdi. 

İkisi de mükemmel ailelerde büyümemişlerdi. Çünkü zaten mükemmel aile diye bir şey yoktu. Nesrin'in de babası pek kolay bir adam sayılmazdı. Onun da arada patavatsızlıkları olurdu.

İkisi de evlerinin içinde kendi aralarındaki uyumu ve sevgiyi devam ettirebileceklerine inanıyordu. Dışardan gelen sorunlarla mücadele etmek daha kolaydı.

ikisi de"Aile içindeki uyumsuzluk dışarıdaki sorunları çözmekten çok daha yıpratıcıdır."  diye düşünüyordu.

İçeride birlik olduktan sonra dışarı ile savaşmak daha kolaydı.

O not ikisinin de espri kaynağı olmuştu sonraki zamanlarda. Nesrin kocasına kızdığında "Haklısın hayatım!" diyordu. Birbirlerine göz kırparak konuyu tatlı tatlı çözmüş oluyorlardı.

Paylaş

Bu yazı sana nasıl hissettirdi?

Tek tepki seçebilirsin. Başkasına basınca değişir, aynısına basınca geri alınır.

İlk tepkiyi sen bırak.

Yorumlar

Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yapın.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir.