
HER ŞEY YAVAŞ YAVAŞ OLUR
Emre, Ersoy Ailesinin ikinci çocuğu olarak dünyaya geldi. Evleri güzel, imkanları genişti. Dışarıdan bakıldığında imrenilecek bir hayatları vardı.
Ailenin ilk çocuğu, doğduğu günden beri özel ilgiye muhtaçtı. Onun bakımı Müjgan Hanım’ın tüm zamanını alıyordu. O nedenle mesleğini bırakmak zorunda kalmıştı.

Ersoy ailesi korkmuş, ikinci bir çocuk istememişlerdi. Doktorlar ikinci çocukta da benzer bir hastalığın olma ihtimalinden bahsetmişti. Fakat hayat sürprizlerle doluydu. Bazen biz plan yapsak da, hayat bize bambaşka kapılar açabiliyordu.
Emre de o sürprizlerden biri olmuştu. Hiç beklenmedik bir zaman da dünyaya gelmişti ve çok da sağlıklıydı.
Evin en küçüğüydü ama buna rağmen hiç küçük çocuklara gösterilen ilgiyi görmemişti. Evde fark edilmeden büyümüş ve kendi kendine yetebilen bir çocuk olmuştu. Nerede ise her şeyi kendi öğrenmişti. Sonra da susmayı öğrendi...
Abisinin yanında hep “anlayışlı” olması gerekiyordu. Bazen sebepsiz öfkesine, bazen gereksiz kahkahasına maruz kalıyordu ama sesini hiç çıkarmıyordu. Çünkü ona hep aynı şey söylenmişti:
“O hasta oğlum, idare et.”
Okuldakinin aksine Emre evde hep idare etti ve sustu. Okulda ise takdirle geçti sınıflarını, öğretmenlerinin gözbebeğiydi. Tam bir başarı hikâyesiydi ama evde adı anılmayan çocuktu. Okul birincisi olsa da onu alkışlayanlar, öğretmenleri ve birkaç arkadaşıydı. Çok istedi ailesi onu görsün, takdir etsin ama olmadı.
Lise bitmek üzereyken yaşantıları yavaş yavaş değişmeye başladı. Kapalı kapılar arkasında hep bir sessizlik vardı. Yemekten sonra herkes odasına çekiliyordu. Anne babası pek konuşmaz olmuştu artık. Aralarında kelimelere dökülmeyen, sessiz bir çatlak vardı. O çatlak, en çok çocukların ruhuna sızıyordu.
Bir gün evin havası daha da değişti, poyraz esmeye başladı sanki. O sessizliğin arkasındaki gizem aralandı. Annesi oğluna ne olduğunu söyledi;
“Çok hastayım oğlum, uzun bir tedavi sürecim olacak ve hiç kolay olmayacak.”
Önce saçları döküldü annesinin sonra zayıfladı. Hem hastalık hem çaresizlik iç içe geçti. O zor, acılı tedavilere tüm ev şahit oldu. Abisi ile ilgilenmek ona kalmıştı.
Emre ilk kez o zaman anladı,
“Bazı acılar sessiz yaşanır ama herkesi yaralar.”

Annesi daha toparlanmadan bir soğuk dalgası daha geldi. Babası iflas etti ve yaşadıkları ev değişti. Odalar küçüldü, eşyalar azaldı, hava çok soğudu.
Emre’nin içi de üşümeye başladı. Okulu değişmemişti, ama değişmiş olmasını yeğlerdi.
“Burslu okuyorsun, sakın hata yapma!” diyen öğretmeninin sesi, Emre’nin içinde ağır bir yüke dönüştü.
İnsan bir cümleyle değişir mi? Hemen değil ama yavaş yavaş... Emre de değişmeye başladı.
Yavaş yavaş…
Önce derslerden koptu, sonra kendinden. O parlak zihin, yönünü kaybetti. Sigara, alkol… Hepsi bir anda değil, birer birer girdi hayatına.
İnsan ne iyiye bir anda ulaşır, ne de kötüye bir anda düşer.
Her şey yavaş yavaş olur.
Çoğu insan fark etmez gittiği yeri.
Ailesi, kendi yıkımının içinde kaybolmuştu. Emre ise zaten görünmüyordu hepten görünmez oldu. Lise bittiğinde hayalinden çok başka bir yerdeydi. Üniversite için gittiği şehir, onun iç dünyasının bir yansıması gibiydi. Karanlık, gürültülü ve soğuk. Her şey daha hızlı, daha sertti. İçinde bir ses “Bu sen değilsin oğlum!” diyordu. Ama o ses, gürültünün içinde kayboluyordu. Taa ki bir gün sert zemine çakılana kadar düşmeye devam etti...
Alkollü kullandığı motorla kaza yapmıştı. Sağ kurtulması mucize gibiydi. O gün bir dönüm noktası olmuştu. “Bir daha asla!” dedi.
Uzun bir tedavi süreci başladı... Acı, yoksunluk hissi... Hiç kolay günler değildi ama geçti. Ayağa kalktı, iyileşti Emre.

Yavaş yavaş. Çünkü;
İyileşmek de bir süreçti.
İnsan bir sabah aniden “iyi” olmaz.
Önce;
Biraz daha az kötü olur,
Sonra biraz daha iyi,
Sonra bir gün fark eder ki artık eskisi kadar karanlık değildir içi.
Emre çalışmaya başladı. Bu kez kaçmak için değil, kalmak için. Her sabah erkenden kalktı, her akşam yorgun ama huzurlu döndü. Çalışmak ona iyi geldi. Zamanla ailesiyle bağlarını onarıldı. Kusursuz olması belki, ama onları oldukları gibi kabul etmeyi başardı.
Ve yıllar geçti.
Bir gün hayatına biri girdi. Onu gören, geçmişini önemsemeyip çabasını takdir eden. Sevmeyi de güvenmeyi de yavaş öğrendi. Çünkü biliyordu,
Hızlı olan her şey, aynı hızla dağılabilirdi.
Evlendiler. Sonra bir çocukları oldu.
Emre, çocuğunu kucağına aldığında, kendi çocukluğunu düşündü. Eksik kalanları, susmak zorunda kaldığı anları…
Ve o an kendine bir söz daha verdi. Hayattaki inişleri ve çıkışları birlikte yaşayacaktı. Her zaman ona destek olacaktı.
Çünkü artık biliyordu;
İnsan ne karanlığa bir anda düşer ne de aydınlığa bir anda ulaşır.
Her şey yavaş yavaş olur.
Bu yazı sana nasıl hissettirdi?
Tek tepki seçebilirsin. Başkasına basınca değişir, aynısına basınca geri alınır.
İlk tepkiyi sen bırak.
Yorumlar (10)
GÖNÜL KILIÇ dedi ki
7 Haziran 2026Çünkü az'lar bir gün çok oluyor...
Ilaha Guluyeva dedi ki
10 Haziran 2026Dünyaya baktığında her şeyin olgunlaşması için bir süresi var. acele ettiğinde veya geriden hareket ettiğinde işler rayında gitmiyor. Her şey vaktinde güzel bunun için denmiş her halde.. :)
SKuzeyi dedi ki
18 Haziran 2026O azlar birikir birikir cok oluverir.
Iyi olmakta kotü olmakt abir anda olmaz.Her sey ama her sey yavas yavar oluverir.GÖNÜL KILIÇ dedi ki
25 Temmuz 2026Düştüğünde umutsuzluğa kapılanlardan mısınız?
Yoksa silkelenip tebessüm edip yeniden başlayabilir lerden mi?Atiye dedi ki
25 Temmuz 2026İnsan herşeyi birden bire oldu zanneder ama değil işte buda çok acı ama çok doğru bir öykü:(
I. Gul dedi ki
25 Temmuz 2026İnsan kendi açısına baktığında diğer açılar nasıl dengeye geliyor.. ❣️😌
Şerife Ç. dedi ki
25 Temmuz 2026İnsan ne zaman hayatta karşılaştıklarını kabul edip iyi kalmaya, kendine iyi gelecek şeyler yapmaya devam edebiliyorsa o zaman hayatta onu destekliyor..Birilerini ona iyi gelmesi için yönlendiriyor sanki...✨️
Emel K. dedi ki
27 Temmuz 2026İnsan seçim yapar sonuçları bir süre sonra olur, o yüzden değişirken fark etmez.
Mine dedi ki
27 Temmuz 2026Hiçbir şey bir anda bozulmadığı gibi bir anda da düzelmez. Önemli olan sürece odaklanmak 🌱
Ayşe C. dedi ki
29 Temmuz 2026İyi başlayan bir hayat nasıl kötüye döner, çok güzel gözler önüne serilmiş. Sonrasında da herkesin toparlanıp tekrar iyileşmesi, çok ümit verici bir bakış açısı sergilenmiş. Emeğinize sağlık... :)
