İMKANSIZLIK

İMKANSIZLIK

3 dk okuma

“Bir ailenin çocuğuna yapabileceği en iyi yatırım nedir?” desem ne dersiniz?

“Ona imkanSIZlıklar vermek!”

Evet doğru duydunuz. Günümüzde sıkça duyduğunuz tavsiyelerin aksine bir şey bu söylediğim…

Çoğumuz köyde hayvan güderken okul kazanan çocuk öykülerini duymuşuzdur. Hatta haberlere konu olur... Bir merakla izleriz, sonra da onun çok nadir bir olay olduğunu düşünürüz. Evdeki çocuğumuz ile onun geldiği gezegen farklıymış gibi hissederiz. Hatta sanki o çocuk anormal diye düşünürüz ki gerçekten de zamane çocuklarını düşününce pek da haksız sayılmayız. Zira anormal kelimesi doğru bir kelime.

“Biz çocuğa her türlü kaynak sağladık; dershanesiydi, özel dersiydi, kitaplarıydı… Hatta yeter ki ders çalışabilsin diye sofradan bir tabak bile kaldırtmadık. Ona rağmen doğru düzgün bir puan alamadı.” dediğinizi duyar gibiyim…

Her Eylül ayı çocuklarımızı okula yazdırırken, kitap defter alırken en çok kafa yorduğumuz şey en iyisi değil mi? Paramız biraz daha olsa “şu” okul daha iyi ona yazdırırdık hayıflanmaları.

Hal böyle iken aileler onca imkân verdiklerinde ister istemez beklentiye de düşmektedirler. Beklentiler karşılanmayınca da hayal kırıklıkları, başa kalkmalar, öfkeler, üzüntüler…

Bu durum elbette tek taraflı olmuyor. Kendini kabul ettirmeye çalışan çocuk da bu sefer kestirmelere başvuruyor.

Günlük çalışılması gereken dersler çalışılmadığında biriken konular, çocukları kopya çekmeye itiyor. İhtiyaç dışı olan istekler kısa yoldan para bulmaya kadar gidiyor. Devreye büyük anne büyük babalar giriyor.

İstekler daha da fazlalaşıp imkânlar yetmeyince de bu sefer devreye yalanlar giriyor. Okulun kurs taksiti olarak istenen para oyun kafelerine ya da zararlı alışkanlıklara verilmeye başlıyor.

Buradaki limit tükenince de durum, annenin cüzdanından babanın cebinden küçük aşırmalara kadar varıyor.

Anne babalar da verdikleri tepkilerle durumu iyice içinden çıkılmaz hale getiriyor. En ufak bir “annecim” “babacım” kelimesine tav olup hemen yumuşuyorlar. Çünkü ebeveynler çocukları yaptıklarını hemen fark etsin ve düzeltsin istiyorlar. Ama değişmeyen ve giderek sarmala giren bir okul ve aile hayatı oluyor. Bu hatalar silsilesi büyüdükçe, aile ilişkileri de hepten kopma noktasına geliyor.

Çözüm olarak da çoğu zaman daha fazla imkân verilmeye çalışılıyor.

Gel gelelim insanın bilmediği şey şu;

“İnsanı marifetlendiren imkânları değildir. İmkânsızlıklar içinde iken hedefine ulaşabilmesidir.”

Evet! Maalesef öyle!

Çocuğa imkân sağlamak yerine performans arttırıcı işler yaptırmak, sorumluluk vermek çocuğu marifetlendirir.

Sizce o çoban sadece koyunları mı güdüyordur?

Düşünün şimdi sabah siz olmadığınızda yarım kalacak bir düzen var. Koyunlarınız aç kalacak onlarla ilgilenen yok. Anneniz babanız muhtemelen daha acil işlerle uğraşmak zorunda. O sürü size emanet ve bir de hedefiniz var. Ömür boyu çoban olmak istemiyorsunuz. İşte o zaman erken kalmak zorunda kalıyorum. Kalkar kalmaz o ödev yapılmalı. Koyunların sağı solu da belli olmuyor. Ya ödev fırsatım bir daha olmazsa.

İşte bu gibi küçük kaygılar sorumlukları yerine getirmeye yetiyor. Önümüzdeki kışa ayakkabı alınması lazım. Dizi yırtılan pantolon değiştirilmeli, kırtasiye giderleri için de biraz para birikmeli.

Bu elbette her şeyi çocuk halletsin demek değil!  Bu, hayatta kendi sorumluluğumuzu yaşımız oranında alma bilincimiz olmalı. O yüzden aslında mesele koyun gütmek değil!

Neye rağmen ne yaptığında… Hedefin için ne kadar mücadele etmek istediğinde.

İmkansızlıklar içinde imkân oluşturabilmek insana özgü bir marifettir.

Biz maalesef o marifeti kazanmak veya kazandırmak için imkânları arttırmaktan başkasını bilmiyoruz.

Ama dedik ya insanı bu hayatta asıl bir yere getirecek olan imkânsızlık içinde imkân oluşturabilme marifetidir. O zaman insan başkalarının gıpta ettiği başarılar elde edebilir. Koyunları olsa da olmasa da.

Paylaş

Bu yazı sana nasıl hissettirdi?

Tek tepki seçebilirsin. Başkasına basınca değişir, aynısına basınca geri alınır.

İlk tepkiyi sen bırak.

Yorumlar (7)

  • Çiğdem dedi ki

    1 Ekim 2026

    Bunu en net kendi hayatımızda görüyoruz. İmkansızlıklarla geçen çocukluğumuz ve bizim marifetlerimiz; imkanlara boğdugumuz çocuklarımız ve onların hayattaki marifetsizligi..

  • Esra dedi ki

    1 Ekim 2026

    Bazen mahrum bırakıldığımız onca şeyin aslında bize verilen gelişim fırsatları olduğunu anlayabilmemiz umuduyla gerçekten insan rahatlık tuzağındayken verilen donanımın farkına varmadan geçirebiliyor zamanının çoğunu umarım bu aydınlanmayı hakeden evlatlar yetiştirmek nasip olur hepimize hayırlısı ile

  • Nükhet Şen dedi ki

    1 Ekim 2026

    İmkansızlıklar içinde imkan oluşturmak insana özgü bir marifettir.. ne kadar da güzel! üzerinde düşünülmesi gereken bir cümle

  • S.O dedi ki

    1 Ekim 2026

    İmkan varken mutlu olabilmek marifet midir?
    Yoksa imkansızlıklara rağmen mutlu kalabilmek midir asıl başarı…

  • Reyhan dedi ki

    2 Ekim 2026

    Anne babalar şöyle düşünüyor; “Biz yokluk çektik, çocuklarımız çekmesin.”
    Oysa o günlere insanı getiren, o marifeti sağlayan imkansızlıklara rağmen yapıp ettikleriydi.
    Çocuklara sağlanan sınırsız imkanlar ise çocuğu bozmaktan başka işe yaramıyor malesef

  • Nükhet Şen dedi ki

    8 Ekim 2026

    Etrafımızda sadece olumsuzluklara odaklanığ kaygılanan insanlar olabiliyor. İmkanlarının elinden alınacağından korkuyor insanlar. Oysa mesele imkanların elinden alınması veya çok olması değilmiş.

  • GÖNÜL KILIÇ dedi ki

    8 Ekim 2026

    Ve marifetlendikçe O imkansizlıktaki mücadelemizi keyifle anlatırız...

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir.