
KIVAMI TUTTURMAK
Uykunun en tatlı yerinde "Anneee" diyen bir sesle gözlerini açıverdi. Sabah güneşi, aralık kalan tülden içeriye sızıyor, yorgun düşmüş gözlerini kamaştırıyordu. Yazın gelmesiyle her yer ışıl ışıldı. Bahçeden, meyve ağaçlarının dallarına konup ziyafet çeken kuşların sesleri geliyordu. "Ah şu kuşlar gibi olabilsem. Ne keyifli bir hayatları var." dedi kendi kendine. Yine uykusuz bir gecenin sabahına uyanmıştı.
Selda 35 yaşlarında bir anneydi. Otuzlarında yuva kurma isteği artmış ve iş yerinde tanıştığı eşiyle dünya evine girmişti. Evliliğinde sorun denilebilecek bir şey yoktu. Ancak hayal ettiği gibi çiçek bahçesiyle dolu bir yaşam da değildi. Özellikle hamileliği nedeniyle işten ayrılması, eşinin yoğun çalışması Selda'yı yalnız hissettiriyordu. Çocukları olduktan sonra omuzlarındaki yük daha da artmıştı.
İlk çocukta anneliği öğrenirken ne çok sıkıntı çekmişti. Karnı doydu mu, uykusu geldi mi? Anneme bırakıp işlerimi halletsem psikolojisi bozulur mu? Daha bir sürü soru vardı aklında. Çok korkuyordu yanlış bir şey yapmaktan. Öyle böyle birkaç yıl geçmiş, kızı Gökçe dört yaşına gelmişti. Kızının üzerine o kadar çok titremişti ki, bir kardeşi olacağını söylerken "etkilenir mi acaba" diye düşünmüştü. Görünürde bebek haberine sevinmişti kızı ama işler pek umduğu gibi gitmemişti.
Kardeşi doğdu doğalı Gökçe'nin sabah krizleri bitmiyordu. Sabah evden çıkıp anaokuluna götürene kadar Selda akla karayı seçiyordu. Bir yandan bebeğiyle ilgileniyor bir yandan Gökçe'yi ikna etmeye çalışıyordu. "Okula gidersen sana ne sürprizler var bir bilsen." vaatleri, sürekli pazarlık halleri bitmiyordu.
Selda farkında değildi ama rüşvetle dönen bir ilişki başlamıştı aralarında. Gökçe'nin yaygara koparmaması için okul dönüşünde bazen parka gidiyorlar, bazen çikolata alıyorlardı. Bu durum Selda'yı çok yoruyordu. Evde zaten küçücük bir bebek vardı, bir de Gökçe'yi nazlamak zorunda kalıyordu.
Yine bir sabah kızını zar zor okula bıraktı. Eve dönüp dağılan evi toplarken kapı çaldı. Annesini karşısında görünce çok sevindi. Kızını bitkin gören Feride Hanım:
"Torunlarımı özledim, baban da sen git deyince geldim. Yapılacak bir şey var mı?"
Selda bir yandan dağınıklığı topluyor bir yandan konuşmaya devam ediyordu.
"Anne iyi ki geldin."
"Gökçe yine çok dağıtmış evi. Oyuncaklarını hala toplamıyor mu? Bu ufak tefek işleri yapabilecek yaşta aslında..."
"Anne, yeter ki sorun çıkarmasın ben razıyım. Okula zor götürüyorum. Her gün farklı bir kriz yaşıyoruz. Kardeşini kıskanıyor, huysuzluk ediyor, istekleri bitmiyor. Kendisini dışlanmış hissetmesin diye elimden geleni yapıyorum. İnanır mısın, her okul çıkışı ya markete, ya kırtasiyeye ya da parka gidiyoruz. Yoksa eve getiremiyorum. Bir ona bir buna bakıyor, hiç bir şey beğenmiyor. Çok yoruldum anne, çok!
"Sen çocukluğunu hatırlıyor musun Selda'cım? Baban da ben de çalışırdık. Sen evde bana yardım ederdin, böyle sokaktan bir şey aldırma huyun yoktu. Kardeşinle ilgilenirdin, oyuncaklarını toplardın. Evde ne yemek pişse onu yerdiniz. Kardeşini kıskanmazdın, tam bir ablalık yaptın sen.
Ben nasıl olsa Selda var o halleder diye düşünüyordum. Belki de Gökçe'nin bu durumda olmasının sebebi hiç sorumluluk vermiyor oluşunuzdur. O ağlamaya başlayınca hem sen hem Ahmet panikliyorsunuz. Gökçe de bunun farkında olduğu için sizi parmağında oynatıyor. Hiç "hayır" diyemiyorsunuz. Kızım bu yaptığınız şey sevgi değil, sizin yaptığınız düpedüz taviz vermek."
Her taviz bir sonraki tavizin sebebi olur.
Çocuklar hamur gibidir, ebeveynlerinin elinde nasıl yoğrulursa ona göre şekil alır. Pişmesi, lezzeti ona göre değişir. Küçük rüşvetlere alışan bir çocuğun nazı, isteği bitmez. Küçük gördüğümüz her yanlış davranış hamurun kıvamını bozar. Çocukların hayata hazırlanamamasına sebep olur.
Önemsiz görülen tavizler zamanla daha büyük sorunlara yol açar.
Oysa o hamuru kıvamlı ve lezzetli yapan içine giren malzemelerin oranıdır. Bir tutam tuz göze az görünür ama olmadığında ekmeğin lezzeti de olmaz.
Dolayısıyla "Evlat yetiştirmenin altın kuralı kıvamı iyi tutturmaktır."
Ne zaman kızacağımızı, ne zaman ödül vereceğimizi, ne zaman "evet" ya da "hayır" diyeceğimizi bilemediğimizde ilişkilerin kıvamı bozulur. Bozulan kıvamı sonradan düzeltmek ise çok uzun zaman alır ve kişiyi çok yorar. Bu yüzden hepimizin ortak çabası ilişkilerimizde o hassas dengeyi ve doğru kıvamı tutturmak olmalıdır.
Bu yazı sana nasıl hissettirdi?
Tek tepki seçebilirsin. Başkasına basınca değişir, aynısına basınca geri alınır.
İlk tepkiyi sen bırak.
Yorumlar (18)
Zeynep B. dedi ki
20 Temmuz 2026Önemsiz görülen tavizler zamanla daha büyük sorunlara yol açar...
Ne güzel ne önemli bir cümle🤌
Çiğdem dedi ki
20 Temmuz 2026Aynı problem ne çok evde yaşanıyor. Çözümün yapıp ettiğimizin tam tersi olduğunu farkedemiyoruz
Çiğdem dedi ki
20 Temmuz 2026Aynı problem ne çok evde yaşanıyor. Çözümün yapıp ettiğimizin tam tersi olduğunu farkedemiyoruz
S.Y. dedi ki
20 Temmuz 2026İnsan anlık bir şeyi çözmek için nasıl da bozuyor her şeyi...
I. Gul dedi ki
20 Temmuz 2026Kıvam ince çizgidir.. baktığında sadece çocuk büyütmede değil, bütün ilişkilerde de kıvam iyi tutturmak bir ihtiyaç... 😊
İmran dedi ki
20 Temmuz 2026Zor, zahmetli ama sabırla birlikte çok güzel sonuçlar aldığımız yöntemler
SKuzeyi dedi ki
20 Temmuz 2026Hayattın her alaninda da böyle..Kıvamı tutturmak...
GÖNÜL KILIÇ dedi ki
20 Temmuz 2026Basite aldığımız bir taviz nelere sebep oluyor "Keşke bikseydik..."
S.O dedi ki
20 Temmuz 2026Önemsiz görülen tavizler zamanla daha büyük sorunlara yol açar.
Ne güzel bir ölçü… aslında en basite disipline olmak gerekir.Atiye Arzu Urun dedi ki
20 Temmuz 2026Sorumluluk yüklenmeyen, her istediği olan çocuklar, daha sonrasında sorunlu çocuklar haine dönüşüyorlar. çok şahitliğim var.
Fatma dedi ki
20 Temmuz 2026İnsan hayatının her alanında kıvamı tutturamadığında sorun yaşar. Faydalı ve doğru olduğuna inandığı ne varsa artırdıkça arttırır ve kıvamı bozar.
Deniz dedi ki
20 Temmuz 2026Anne babalar çocuğuna iyilik yaptığını düşünürken taviz veriyor. Bu da daha büyük sorunlara yol açıyor. Elinize sağlık.
Emel A dedi ki
21 Temmuz 2026Kıvam her şeyde ama her şeyde lezzeti verendir... yemek, çocuk, evlilik, ilişkiler, ticaret, sağlık...
Ne güzel kıvamı tutturabilenlere...🧡nurdan dedi ki
21 Temmuz 2026Önemsiz gibi gözüken anlık çözümler sonrasında daha büyük çözülmesi zor bir hale gelmesi.
Emel K. dedi ki
21 Temmuz 2026Çocuk büyür, onu yetiştiren şey aldığı sorumluluklardır.
vildan dedi ki
21 Temmuz 2026Günümüzde çocuk yetiştirmek zorlu bir süreç. Kıvamı tutturmak iyi ama hangi konuda? Normallerin anormallerin karıştığı durumlarda ne yapmalı? Kaleminize sağlık...
Ayşe C. dedi ki
28 Temmuz 2026Anne babalar olarak kıvamı kaçırdığımızda, bir ömrü bunu düzeltmek için harcayabiliyoruz. Kıvamında olan ilişkilerdeki püf noktaları ne? :)
Nükhet Şen dedi ki
30 Temmuz 2026Hayatın her yerinde kıvamı tutturmak en zorlandığımız yer değil mi?
