
KONTROL KİMDE?
Nereye kadar kontrol edebiliriz?
Evin sokak kapısını kilitledik, hırsız giremez artık...
Kavga çıktı, polis bizi korur...
Ya da babam yetişir, o beni korur. Beni dövemezler, sıkıysa cesaret etsinler...
Annem defterimi okula yetiştirir, öğretmen kızmaz, notumu kırmaz.
Ya yetişemezse! Bunun trafiği var, telefona ulaşılamayabilir...
O adamlar babandan daha kaslı ve güçlü olabilir.
Türlü türlü engel çıkabilir. Saymakla bitmez.
Bebeği uyuttum, ya yorgana dolanır, nefesi kesilirse?
Ya kusmuğu boğazına kaçarsa...
Yok yok! Bebek telsizi var, bir şey olmaz.
Ama ya sesi çıkmazsa ya da telsizinin pili biterse?
Ya da derin uyursan ve bebeğinin sesini duyamazsan ne olacaktı?
Her şeyi ne kadar kontrol edebiliriz?
Nereye kadar müdahale edebiliriz?
Olacak olana ne kadar engel olabiliriz?
...
Zor durumlarda yardım edenimiz kim ki?
Hep yanımızda olan, her şeyi gören, bilen, takip eden kim?
Biz uyurken uyumayan, dünya uyurken uyumayan biri olmalı değil mi?
Bekçi de uyur, peki ya kameralar. Her şeyi kaydedebiliyor mu?
Kör noktada kalmış ya da arızası olduğunda çekilmemiş olan görüntüyü polis bile bulamıyor.
Peki şimdi adalet nasıl sağlanacak?
Ya o kör noktada biri birine çarpıp öldürdüyse.
Gücü olan, belki de görüntüleri sildirecek, delilleri yok edecek.
"Herkesin bir fiyatı vardır" deyip geçecek miyiz?
Kimsenin ruhu duymayacak ve konu kapanacak öyle mi?
Her zaman güçlüler kazanıp, güçsüzler kayıp mı edecek?
Yoksa "doğanın kanunu bu" mu diyeceksin?
Ya da o uyuyan masum bebeği kim gözetecek?
...
Adil olan birinin her daim bizi gözetlediğini bilmek ne büyük konfor olurdu. O zaman "iyi ki de kontrol bize bırakılmamış" derdik.
Kontrol ben de diye tutturduğunda, olanlar insanı çıkmaza sokar.
Her şeyi kontrol etmeye çalışmanın sonucu, olayların kontrolden çıkmasına sebebiyet verir.
Bir şey oluyor, elin, kolun kırılıyor, yemeğini sana biri yediriyor.
Bacağın kırılıyor, banyoya destek almadan gidemiyorsun.
Hâlâ mı hayatını kontrol edebileceğini sanıyorsun?
Ya ailen, onları ne kadar kontrol edebiliyorsun?
Çocukların çoktan yoldan çıkmış.
Eşin senden bağımsız bir hayat yaşıyor.
"Ticaretini senin kontrolünde mi?"
"Evet" mi dedin?
Ama müşterin borcunu zamanda ödemiyor.
Savaş çıktı dünyanın öbür ucunda piyasalar alt üst oldu.
Hâlâ kontrolün sende olmadığını fark etmeyecek misin?
...
Hayat sana her istediğini vermiyor.
Bir konuda ısrarı sürdürdüğünde; kendi nefesini bile kontrol edemez hale geliyor insan...
Bebeğini koruyan olmasaydı, düşüp kafasına çarptığı halde, nasıl hayatta kalabildi?
Uçağa binme korkusu olanlar neden korkuyor? Mesele havada asılı kalmak değil, mesele kontrol edememek.
Oysa biz tedbir almaktan sorumluyuz.
Gerisi kontrol edemeyeceğimiz kısma giriyor.
Mutlak güveneceğin senden daha güçlü olan.
Her daim kontrol edene teslim olabilmek gerekiyor.
İnsan bu gerçeği bilmeyince nasıl da hayatını ve çevresini kontrol edebileceğini sanıyor. Çoğumuzun yok mu böyle bir zannı? Hayatta yok mu şahitlikleri...

Yılmaz ailesi de, güzel kızlarını yurt dışında okutmaya karar vermişlerdi. İmkânları azdı, tüm birikimlerini bankaya yatırdılar. Vize çıkabilmesi için hesapta belli miktarda para olması gerekiyordu. Vize çıkar çıkmaz parayı geri alıp, yurt dışındaki yurdun parası ödenecekti.
Öyle bir plan yapmışlardı ki... Tüm hayatları nerede ise bir gün içinde değişiyordu. Kızlarının yurt dışına uçtuğu gün, aile de başka bir şehre taşınacaktı.
Yirmi dört saat ucu ucuna öyle bir planlanmıştı ki dakika boşluk yoktu. Taşıma şirketi havaalanında geldikleri saatte gelecekti. Diğer çocuğun okulunun kaydı yeni okuluna alınmıştı. O da okuluna gecikmeli başlayacaktı.
Yeni evin depozitosu ödenmiş, boya badanası bitmişti. Bavulları hazırdaydı, ilk gün arkadaşlarının evinde misafir olacaklardı.
Fakat tüm bunların olması vizenin çıkmasına bağlıydı. Peki ya vize çıkmazsa ne olacaktı?
Bunu ihtimali kimse dillendirmiyordu ama herkesin içinde bir şüphe vardı.
Düşünmekten kaçtıkları şeyler sınav olarak tam da karşılarındaydı.
Korkulan oldu, vize çıkmadı, yurt ödemesi yapılamadığı için iptal oldu.
Bavulları kapıda, ağlamaktan gözleri şişmiş bir genç kız bir çözüm arıyordu.
Ona yol gösteren, destek olan aile şimdi ne tepki verecekti?

Her ne kadar dünya başlarına yıkılmış gibi gelse de,
Belki kızları oraya gittiğinde başına kötü şeyler gelecekti.
Belki kendi ülkesinde kaldığında daha mutlu bir hayatı olacaktı.
Belki o uzak ülkede gerçek fırsat değildi.
Bir ömür pişman olacağı bir yola gitmeye çalışıyor da olabilirdi.
Orada geçireceği beş yıllık zaman belki de ömründeki atık yıllardan ibaret olacaktı.
Hayırlısını isteyebilmek bu sınava verilecek en güzel tepkiydi...
Peki ne yapmalıydı? Sakin kafa ile kararını tekrar gözden mi geçirmeliydi? Yoksa tekrar mı başvurmalı? Belki de vazgeçmeliydi?
Hayatı her kontrol etmeye çalıştığında;
Soru tekrar tekrar soruluyordu ve anlaman bekleniyordu...
Kontrol kimde?
Bu yazı sana nasıl hissettirdi?
Tek tepki seçebilirsin. Başkasına basınca değişir, aynısına basınca geri alınır.
Toplam 1 tepki
Yorumlar
Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yapın.
