
KÜÇÜK DALLARA ULAŞMAK
“Hadi kalk! Fatma!”
“Aman ya! ne çabuk sabah oldu daha yeni koydum başımı yastığa.”
Usulca doğruldu yatağında, pencereden dışarı baktı. Eşsiz dağ manzarası ona bakıyordu. Göz alabildiğince fındık ağaçları tüm dağı kaplamıştı. Koca dağ henüz güneşi görmemişti. Fatma, hava aydınlanmadan yataktan çıkmak hiç istemezdi yine de istemeye istemeye doğruldu.
Bacaklarının sızladığını hissetti, elleri şişmiş, ayaklarının altı su toplamıştı.
Ağustos ortasına gelmişlerdi, herkes el birliği ile ağaçlardaki fındığı toplamak için bir araya gelmişti. Bu yorucu ama bir o kadar da insanı kaslandıran bir işti. Özellikle ilk günlerde, insan akşam yorgun girdiği yataktan sabah dayak yemiş gibi kalkardı. Tam olarak bunu yaşıyordu şu anda Fatma. Bir gözünün yatakta olması biraz da bundan kaynaklıyordu.
Islık sesine kulak kesildi. Babasının son çağrısını duyar duymaz fırladı yataktan. Bu son ıslık yavaş, vurgulu bir ıslıktı. “Ben gidiyorum, geç kalanın canına okurum” demenin şefkatli versiyonuydu. Çoraplarını giydi, eski yıpranmış spor ayakkabılarını ayağına geçirdi.
Babası bahçe kapısından çıkarken;
“Sabah kahvaltıya kadar ne yaptıysak kâr, sonraya kalırsak çok iş yapamıyoruz” dedi.
Gerçekten de bunu birçok kez deneyimlemişti Fatma. Sabah canları uyumak isteyip de fındık tarlasına geç gittiklerinde, traktör kasası yarısına kadar bile dolmuyordu. Ama henüz güneş kendini göstermeden gittiklerinde, kasayı kahvaltıya kadar dolduruyorlardı. Bu deneyimi dedesinden, babasından defalarca duymuş kendisi de deneyimlemişti.
Küçükken çoğu zaman oyun oynamak için gittiği, verilen işten kaçmak için bin bir bahane bulduğu fındık bahçesine artık her gün gidiyordu. Artık büyümüştü, buralar onun da topraklarıydı. Başka türlü ilerde nasıl sahip çıkacaktı.
Tarlaya vardıklarında ilk iş fındık ağacının en küçük dalını gözüne kestirmekti. Koca koca çotanakları toplamak çok hoşuna gidiyordu. Ama toplama işinde biraz yavaş kalıyordu Fatma. Biraz da başına buyruk olmayı seviyordu. Kendi başına toplayabileceği dalları seçiyordu.
Fındık toplamak ise dayanışma isteyen bir işti. Büyük ağaçlar için birkaç kişinin bir arada çalışması gerekiyordu. Biri dalın üstüne çıkacak, biri alttan çekecek, diğerleri de hızlıca fındıkları toplayacak… İşte bu düzene uyumlanmak için biraz yavaş kalıyordu Fatma.
Babası yanına geldi.
“Fındık üstten toplanmaz, dalın altına gireceksin. Yoksa yaprak fındığı saklar, dalı bırakınca da bir sürü fındık dalda kalır. Bir de hızlı toplamalısın. Hem daldakini alan hem de alttan tutan çok yorulur. Eğer hızlı toplamak istiyorsan da, gözünün gördüğü fındığa elin giderken, sonra toplayacağın fındığı belirleyeceksin. Yani bekleyip fındık aramayacaksın, fındığı gördüğün anda elin otomatik toplayacak.”
Fatma babasından bir şeyler öğrenmeyi çok seviyordu. Bu stratejiyi uyguladıkça hızlanmaya başladı. Bir fındığa eli değdiği anda yenisine gözünü dikiyordu. Yani bir iş biterken hemen diğerine geçiyordu.
Aslında hayatın her yerinde uygulanması gereken güzel bir strateji öğrenmişti.
Hareketi durdurma! Gözünle bile…
Bazı işler bizi zorlayabilir, yataktan çıkmak istemeyiz sonrasında. Ama azimle devam eder ve hareketi durdurmazsak yaptığımız her ne ise kolaylaşmaya başlar. Bir sonraki adımda da onu sevmeye başlarız.
O zaman;
· Hareketi durdurmamak,
· Yapabileceğimiz en küçük adımdan başlamak,
· Bir sonraki adımı planlamak,
· Her adımın üzerine bir yenisini eklerken kendimizi de biraz zorlamak.
Bunları yapabildiğimizde tüm zorlukları aşabiliriz. Her yaptığımız iş bize sevimli gelmeye başlar.
Çocuklarımızı yetiştirirken de onların her adımını ayrı düşünüyoruz. Çalışırken, spor yaparken, bir alışkanlığı oturtmaya çalışırken… Aralara hep bir tatil veya molalar koyuyoruz. Ama o hareketi durdurmak değil de yavaşlattığımızda veya rehavete düşmeyecek kadar ara verdiğimizde hızlanıp hedefe ulaşabiliyoruz.
Küçük dallarla başlayan işler, her dalı takip eden yeni bir dalla büyük olana varır.
Bu yazı sana nasıl hissettirdi?
Tek tepki seçebilirsin. Başkasına basınca değişir, aynısına basınca geri alınır.
İlk tepkiyi sen bırak.
Yorumlar (27)
GÖNÜL KILIÇ dedi ki
3 Eylül 2026Fındık zamanı geldi hadi fındık toplamaya :) Dalda fındık kalmasın 😉
S.O dedi ki
3 Eylül 2026Ne derler bilirsiniz “erken kalkan yol alır” hele bir de toplulukla yapılırsa yol da keyiflidir iş de…
Nükhet Şen dedi ki
3 Eylül 2026Haraketi durdurmamak gerçekten çok önemli. Çünkü hayat davranışa karşılık veriyor. Tüm şahitlikler bu yönde
Elif Cilem Şahintaş dedi ki
3 Eylül 2026Hareketi durdurma! Gözünle bile…
Unutulmaması gereken bir söz
Meryem Masri dedi ki
3 Eylül 2026Bazen terlikle bazen gazla aile harekete geçirmede birebir😄
Arzu dedi ki
3 Eylül 2026Harekette kalmak insana hep kazandırıyor, kaleminize sağlık
Zeynep B. dedi ki
3 Eylül 2026çok kıymetli stratejiler, hakikaten her yerde kullanabileceğimiz türden :)
teşekkürler...imran dedi ki
3 Eylül 2026sabah erken uyandığımda öğlen olmak bilmiyor gerçekten :D ne kadar iş varsa yapıyorum hala vakit kalıyor
ZEHRA NUR Zengin dedi ki
3 Eylül 2026Küçük sebepler ama büyük sonuçlar getiren stratrjiler...
Emeginize sağlikZeynep Kaya dedi ki
3 Eylül 2026Hareketi durduğumuzda ne çok geriye gittiğimizi bizzat deneyimledim, gerçekten de bir sonraki hareketi belirlemek günü çok bereketli kılıyor.
SKuzeyi dedi ki
3 Eylül 2026Kücük isleri insan genelde önemsemez. Fakat sır burada gizlidir. Küçük küçuk yapılan hareketler ilerde bir çığa dönüsür.
Deniz dedi ki
3 Eylül 2026Emeğinize sağlık. Hayatın içinden samimi bir hikaye. İnsan erken başladığında ve araya zaman koymadığında yolunda ilerleyebiliyor.
Emel A dedi ki
3 Eylül 2026Mesele başlamak ve başladıktan donra da adım adım da olsa devam etmek, hareketi durdurmamak... Hareket edene de daha sonra yön verilir ama durana yön verilemez.
Emel K. dedi ki
3 Eylül 2026işleyen demir pas tutmaz ;)
I. Gul dedi ki
3 Eylül 2026Büyük İşler işte böyle küçük adımlarla başlar.. :)
Nalan Yıldız dedi ki
3 Eylül 2026Küçüğü yapabildikçe büyüğünü yapabilir oluyorsun
Ulaşılabilir olduğunu zihnine ispat veriyorsunAtiye dedi ki
3 Eylül 2026Ne güzel bir yazı beni geçmişe götürdü, hiç durmazdik yazları, hep bir üretim koyulurdu isteklerimizin önüne, anne dışarı cikicaz derdim arkadaşlar kapıda, salonu supurmeden nereye derdi 😀
Bu insanı ne kadarda geliştiren bir şeymiş şimdi, yaptiramadigimiz cocuklari görüyoruz:(Çiğdem dedi ki
3 Eylül 2026Bir süreçte hareketi durdurunca tekrar harekete geçmek ilkinden daha zor olmuyor mu?
Cigdem dedi ki
3 Eylül 2026Bir süreçte hareketi durdurunca tekrar harekete geçmek ilkinden daha zor olmuyor mu?
Elif dedi ki
3 Eylül 2026Bir işin ucuna diğerini ekleyerek dinlenmek, düşününce sanki zıddına oturmak gerek sanki dinlenmek için ama pratikte asıl dinlendirenin başka bir iş olduğunu anlayınca hayatın yönünün bambaşka olması çok büyük nimet..
Adsız dedi ki
3 Eylül 2026Bir hedefe varmak isterken hareketi, basitte disiplini başlatıp, yavaş yavaş zorlaştırarak gitmek.
VB dedi ki
3 Eylül 2026Fındık dalından öğrendiklerini çocuk yetiştirmede kullanmak:)
Eda Arı dedi ki
10 Eylül 2026Büyüklerimiz "hareket nerde, bereket orda" demiş. Hayatın her alanında böyle değil mi gerçekten
Ayşe B. dedi ki
11 Eylül 2026Küçük bir parçayla başlayıp başarabildiğini gördüğünde insanın motivasyonu da artıyor.
tuba Kutluk dedi ki
11 Eylül 2026Hayatlarımızda durdurduğumuz meselelerde tekrar başlamanın zorluğunu defalarca test ettik. Yavaşlamak ama durdurmamak ne kadar önemli aslında. Küçük görmemek o atılacak olan adımı hele. İnsan durunca anlıyor. Her seferinde tekrar başlamanın zorluğuyla karşılaşınca tamam bir daha son diyor.
Derya Ü. dedi ki
11 Eylül 2026Azı küçümsemeden sürekliliği sağlamak düzeni getiriyor ne güzel :)
Sena Nur Söme dedi ki
13 Eylül 2026Hmmm strateji iyi gibi duruyor denenebilir. Deneyen varsa deneyimlerini paylaşabilir mi?
