Küçülen Aileler ve Küçülen Ağaçlar

Küçülen Aileler ve Küçülen Ağaçlar

Küçülen Aileler ve Küçülen Ağaçlar

2 dk okuma

Her ev, bir dünya demek değil mi?

Kimisinin dünyası kalabalık... Sabahları aynı sofraya on kişi oturur. Nerede ise üç nesil bir sofrada. Biri sıcak çay içemez diye, diğeri üfler. Öteki ılık çayı pek sevmez. İlla kaynar çayı dudakları arasında soğutarak içecek. Birinin derdine, öbürü omuz verecek. Kiminin yumurtası rafadan, kimininki katı... Ama hepsi bir sofrada bir arada...

Evin en büyüğü dedeler ve nineler, torunlarının yanında mutlu...

Yaşlılar ya anılarını ya da masal anlatmayı severler. Çocuklar da büyüklerini dinler ve anlatılanları kalbine yazar.

O büyük aileler şimdilerde pek yok. Dedeler, nineler, halalar, amcalar hepsinin evi ayrı.

Hatta bir evde çocuklarla beraber yaşanan çekirdek aileler bile azaldı. Geçmişte nerede ise bir eve, bir sülale sığardı. Oysa şimdi zaman çok değişti.

Artık büyük evlerde, çekirdek aileler yaşıyor. Ya da tek başına evde, dünya olmaya çalışıyor.

Bir zamanlar meyve ağaçları da o büyük aileler gibiydi. Heybetli ve cömert...

Çoğuna uzun merdivenlerle çıkılırdı. Kiraz ağaçları gökyüzüne uzanırdı.

Elma ağaçlarının dalları aşağı sarksa da boyu en az altı metreydi. Kendilerinin de büyüdüğünü hiç hesaba katmadan...

Ağaçların dallarına çıkmak, yükseğe uzanmak zor geldi insanoğluna.

Böylece bodurlaştırdılar devasa ağaçları.

Uzanıp koparabileceğin boyda elma, kiraz, dut, ceviz ağaçları var artık. Hatta bazıları kafeslerin içinde, özel tekniklerle yetiştiriliyor. Meyvesi hızlı toplansın, zahmetsiz olsun diye...

Ama ne o eski lezzeti var meyvelerin, ne de vitamini...

Ailelerde de durum pek farklı değil. Aynı evde yaşamak, insana zor geldi.

Bakacak az insan, kazanılacak çok para istedi insan... Ağız kokusunu çekmek istemediği ya annesi ya da babası oldu.

Torununa masal anlatan anneanneler nerede? Tatlı, sulu, şifalı meyve veren o büyük ağaçlar nerede?

Kökleri sağlam ağaçları, gövdeleri geniş ve güçlü olanları yok ettik.

Bizler fayda verenleri ve bizi besleyecek olanları uzaklaştırdık hayatımızdan.

Ne yapsak, ne yapsak da büyüklerin tecrübesine, şefkatine; küçüklerin enerjisine ve sevimliliğine ulaşsak?

Ne yapsak da gerçek meyveden, ihtiyacımız olan vitamin ve mineralleri yeniden bulsak?

Hayaller gerçeğe yakın olur bazen...

Bir gün kocaman bir kiraz ağacına çıkıp doya doya kiraz yiyeceğim. Uzun merdivenlerle elma ağacından meyve toplayacağım. Torunlarım ceviz ağacının çevresini minik kollarıyla ölçmeye çalışacak.

Şimdi bu umut tohumunu toprağa gömdüm ve tohumun filizlenmesini sabırla bekliyorum.

Belki sen de aynı şeyi yapmalısın!

Sen de daha iyisi için umut ettiğin ne varsa onu beslemeye çalışmalısın...

Paylaş

Bu yazı sana nasıl hissettirdi?

Tek tepki seçebilirsin. Başkasına basınca değişir, aynısına basınca geri alınır.

İlk tepkiyi sen bırak.

Yorumlar (44)

  • Zeynep B. dedi ki

    19 Mart 2026

    Çok anlamlı, hatırlatıcı bir yazı, teşekkür ederiz düşündürdüğünüz için. Ben de umut tohumu ektim sayenizde :)

  • GÖNÜL KILIÇ dedi ki

    20 Mart 2026

    İnsanın çoğunlukla düştüğü tuzak az emekle çok kazanmak.
    Ağaca çıkmadan meyve toplamak isterken de aynı şey.
    Neleri isterken neleri kaybediyor insan?
    Bir tohumda benden gelsin toprağa... torunumla meyve ağaçlarındayım şimdi ...

  • Ayşe B dedi ki

    21 Mart 2026

    Çocukluğum geldi gözlerimin önüne. Aile büyüklerimizin tatlı tatlı fayda dolu sohbetleri, çok değerli bir yazı ellerinize sağlık insan köklerini beslemeli:)

  • SKuzeyi dedi ki

    23 Mart 2026

    Umudumuzu arttıran bir yazı...

  • Demet K. dedi ki

    27 Mart 2026

    ne olursa olsun, önceki nesillerin hafızalarına ihtiyaç hep olacak... İş dünyası bunun farkına vardı ve geçmişten geleceğe deneyim transferi çalışmaları yapmaya çalışıyorlar... Ailelerimize bu kadar yakınken geç olmadan, onları kaybetmeden öğrenilmesi gerekenleri almakta fayda var...

  • Ayşe B dedi ki

    27 Mart 2026

    Neden olmasın yeterki insaan umut etsin ve onun için sebep oluştursun.
    O tohumlar bir süre sonra filizlenir 🌱

    • Demet D. dedi ki

      9 Nisan 2026

      Ne güzel bir yazı.. çocukluğuma gittim. Umut tohumu ekeceğim sayenizde. Ellerinize saglik.

  • Filiz A. dedi ki

    28 Mart 2026

    Doğal kaynaklarımızı korumak gibi bir şey bu umut... Gerçekten neslin geleceğine aktarım çok önemli. Şimdi düşünüyorum da yeni çıkmış bir ağaç fidanının ne ağacı olduğunu anlayan bile kalmayacak yakında. Gerçekten çok uzağız ve bu çok üzücü...

  • qkhn dedi ki

    30 Mart 2026

    Geçmişin sıcak ve kalabalık aile yaşamına duyulan özlemi etkileyici bir şekilde anlatılıyor. Ağaç benzetmesiyle, köklerden uzaklaşmanın hem insan ilişkilerini hem de hayatın tadını nasıl azalttığını hissettiriliyor. Sonunda ise umut ederek yeniden güzellikleri büyütme fikri öne çıkan bir yazı olmuş.

  • B.I. dedi ki

    31 Mart 2026

    Kestirmeler,yediğimiz içtiğimiz şeylerde olduğu gibi ailelerimize ilişkilerimize de olumsuz yansıdı ama insan nefes aldıkça hala umut var.

  • SinemK dedi ki

    31 Mart 2026

    Kökleri güçlü olanın daha sağlam durduğunu çok güzel ifadelerle vermişsiniz. Hem ailede hem doğada aynı denge var.

  • Ilaha dedi ki

    1 Nisan 2026

    Şuan belki de en çok ihtiyacımız olan tohum: Umut tohumu... ve bu tohuma her açıdan ihtiyacımız var. Bu sebepten ben de ektim bir tanesini :)

  • Nükhet Şen dedi ki

    2 Nisan 2026

    Aillelerimizi büyütmek ne kadar kıymetli olur birbirimizin boyası ile boyanmak istiyorsak

  • Merve dedi ki

    5 Nisan 2026

    Çocukluğum yazıdaki gibi aynı evde olmasada aynı avlu içinde dip dibe evlerde babaannem ve dedemle geçti. Onların duası ve bereketi çok başkaydı. Yaşı büyüğünce insan daha iyi anlıyor.

  • Sabire. dedi ki

    9 Nisan 2026

    Kuru dalların çiçek çıkardığı şu dönemlerde neden olmasın...

  • ATİYE URUN dedi ki

    9 Nisan 2026

    Ağaçların dallarına çıkmak, yükseğe uzanmak zor geldi insanoğluna.

    Böylece bodurlaştırdılar devasa ağaçları. Ne kadar anlamlı bir söz olmuş günümüz insanın ne güzel anlatıyor. Maalesef her şeyi minimalize ettiğimiz bir dönemdeyiz, umursamazlık diz boyu, ve doğada yaratılan her şeyi kendi keyfimize göre şekillendirip kendi ağzımız tadına göre yeniden seralar kurup yetiştirip her mevsimiye bilmek için bozmadık mı biz her şeyi. Tabii ailelerimize de: ((

  • Emel Aslan dedi ki

    9 Nisan 2026

    İnsan bazen kolay olanı seçer oysa kolay olan her zaman iyi olan değildir....

  • Elif Şahintaş dedi ki

    9 Nisan 2026

    Her ev, bir dünya demek
    Ne kadar anlamı büyük bir cümle.
    Teşekkürler

  • Nükhet Şen dedi ki

    9 Nisan 2026

    Ne kadar da zorlandığımız yerde kolaya kaçma meylimiz var.. Hep bir kolaycılık.. Ama korkarım bu en çok yakınımızdakilerle ilişkilerimize ve kendimize zarar veriyor

  • Tuğba dedi ki

    9 Nisan 2026

    dışarıdan çok özenilesi aileler hayatlara şahit oldum fakat içeriye girince pek öyle olmuyor durumlar. ağaç metaforuyla çok güzel zihnimizde canlandı.

  • Vildan dedi ki

    9 Nisan 2026

    Neler hatırlattı neler bu yazı çocukluğumuzdan, kocaman ceviz ağaçları, merdivenler dayadığımız elma ağaçları... Farkında olmak güzel kaleminize sağlık.

  • Sevra dedi ki

    9 Nisan 2026

    Umut her zaman var, yeter ki biz onu kaybetmeyelim..

  • Meryem Masri dedi ki

    9 Nisan 2026

    Çocuklar dinlemeyi ananeler de anlatmayı seviyor. Nasıl da güzel bir kombinasyon aslında. Bir çocuğu köy büyütür diye bir deyim var ingilizcede, her bireyden öğreneceği var çocukların.

  • Arzu dedi ki

    9 Nisan 2026

    Gerçeğe yaklaştıkça insan ümitli olur. Elinize sağlık…

  • Fatma Kuşak dedi ki

    9 Nisan 2026

    Büyüklerin olduğu evde bereket olurdu.Şimdilerde geçim sıkıntısı olan ailelere güzel bir reçete...

  • Kübra Hüma ATA dedi ki

    9 Nisan 2026

    İnsan için en büyük kayıplardan biri, ümidini kaybetmektir. Daima ümidi olanlardan, onu hiç kaybetmeyenlerden olmak ümidi ile :)

  • Arzu Gün dedi ki

    9 Nisan 2026

    Gerçeğe yaklaştıkça insan ümitli olur. Elinize sağlık…

  • Mine Erzurumlu dedi ki

    9 Nisan 2026

    Gerçekten de dünya gün geçtikçe daha renksiz bir hal aldı, almaya da devam ediyor. Bunu sürece bir dur demek için hala geç değil, zararın neresinden dönülse kar sonuçta 🙂

  • Deniz dedi ki

    9 Nisan 2026

    İnsan daha kolayı istediğinde problemler arttı. Bu aileye de, yediğimiz içtiğimize de yansıdı. Elinize sağlık.

  • Seda dedi ki

    9 Nisan 2026

    İnsan o zamanlara dönmek istiyor hakikaten.. O keyif bambaşka..
    Biz de bunu yaşatabilmemiz için bizden sonraki nesillere aktarabilsek keşke..

  • Hatice dedi ki

    9 Nisan 2026

    En çok da umut etmeyi unuttuk sanırım. Hatırlatma için teşekkürler, bir tohum da ben ektim :)

  • Emel K. dedi ki

    9 Nisan 2026

    O ağaçla çıkanın arkasını kollayan çocuklardık eskiden. Biz destek okurduk o da topladığı meyveyi paylaşırdı. Böylece lezzet ikiye katlanırdı, heybemiz güzel anılarla dolardı. O tohum yeniden filizlensin…

  • Nalan Yıldız dedi ki

    9 Nisan 2026

    Ortadan aynı tabaktan yemek, yaşlının duasının olduğu,yaşlılara ziyaretlerin olduğu o büyük sofralar.. Önce istemek lazım, ve bu güzel anıları çocuklarımıza transfer etmek.. Sanal dünyaya doğan çocuklarımıza yeni kıyaslar lazım

  • Nurdan Şahin dedi ki

    9 Nisan 2026

    Çocukluğumda ki meyve ağaçları geldi aklıma. Özellikle erik ve dut ağaçları. Hiç inmek istemezdim. ceplerimi doldurur öyle inerdim. şu an yoklar. özlemle anıyorum. Umarım aile degerlerimizi de böyle kaybetmeyiz.

  • Arzu dedi ki

    9 Nisan 2026

    Gerçeğe yakınlaşan insan ümitli olur.

  • Ilaha dedi ki

    9 Nisan 2026

    Umutlarımızın yeniden filizlenmesine umut olan insanlar iyi ki varlar... 😌

  • imran dedi ki

    9 Nisan 2026

    insanın okuduğunda umudunu artıran bir yazı olmuş. yazana gerçekten teşekkürler. ... neden olmasın değil mi :)

  • Ayşegül K. dedi ki

    9 Nisan 2026

    Gerçekten ihtiyacımız olan. Büyüklerimiz büyük bir nimet.

  • Ayşe C. dedi ki

    9 Nisan 2026

    Modern dünyanın modasına hepimiz yavaş yavaş uyumlandık. Büyüklerimizden alacağımız deneyimlerden de uzaklaştık. Böylece insanoğlu yalnızlaştı, ilişkilerimiz zayıfladı. Geçmişte yaşadığımız anıları düşünmek bile insanın yüzünü güldürmeye yetiyor... Eskinin kıymetini yeni yeni anlıyoruz sanki :)

  • Zeynep Kaya dedi ki

    9 Nisan 2026

    insan bazen yokluk yaşadığı şeyin bile farkında olmuyor… Yazı bana bunu hatırlattı… Ne güzel bir geçmişimiz var, umarım dönüşümüz geç olmaz :)

  • i*** g**** dedi ki

    9 Nisan 2026

    bir tek türkiyede böyle diğer ülkeler hala muhteşem elmalarını üretiyorlar :D

  • Banu dedi ki

    9 Nisan 2026

    Belki bizler meyveyi ağaçtan yiyebilmiş, dedemiz nenemiz tarafından şımartılmış nesiller olarak aradaki lezzet farkını görebiliyorsak, tohumu ekme sorumluluğu da bize mi düşüyor.. payımıza düşeni yapabiliriz umarım 🙏🏻

  • Ada Ç dedi ki

    9 Nisan 2026

    Aile olmak çok kıymetli bir olmanın hissi kalabalıkta daha bir başka gerçekten

  • Esra K. dedi ki

    10 Nisan 2026

    Kökleri toprağa sağlan bağlanmış ve yeterince uzamış bir ağaç nasıl iyi meyve verirse kendini iyi yetiştirmiş ve donanımlı , kültüelü ailelerden de muhteşem çocuklar evrilir.Ancak bunun için her ebeveyn üzerine düşen sorumlulukları bilmeli ve birbirleriyle iletişimini sağlam kurmalıdır...O zaman o meyveler tadından yenmez🙂

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir.