
LOKUMLU KAHVE
Merhaba ben Sevim, 65 yaşında bir ev hanımıyım. Gençlerin yaşlı dediği, ruhumunsa öyle hissetmediği bir zamandayım. Hala hayatla ilgili beklentilerim var, hala yapmak istediklerim, merak ettiklerim var. Yeni bir şeyler öğrenmeye pek hevesliyim. Kitap okumak, haberleri, gündemi takip etmek bana keyif verir. Sağ olsun eşim Fikret benden biraz daha hareketli, gezip görmeye hevesli biridir. Ben ona göre daha evcimenim, yakın gözlüğümü takıp örgü örmeyi, gezmeye tercih ederim. Ama eşimin ‘hadi hanım bir hava değişimi lazım’ dediği anlarda da ayak sürümem. Hatta söylemesine gerek yoktur halinden kurtlandığını anlar, hazırlanırım. Yolculuğumuz hangi evladımıza, hangi su kenarına çıkar bilmem ama elbet keyifli olacaktır bilirim.
Tabii her zaman her şey güllük gülistanlık olmuyor. Bazen gündem üstünden birbirimizle didişiriz. Bazen halim olmaz, erken yatmak isterim, eşimse en sevdiği dizisini benimle izlemek ister. Bazen eve alınacak bir eşya için çekişiriz. Bazen yapılacak tadilat için ortak fikirde buluşamayıp, kendimize taraftar ararız. Ama yine de uzun süre küs kalmayız. O yatağa küs girilmez, sofralar ayrılmaz, selam sabah kesilmez.
Çünkü kıymetliyizdir birbirimiz için, birbirimiz için çok fedakârlıklar yaptığımızı biliriz.
Sahi, kaç senelik evli olduğumuzu söylemedim. Tam tamına 45 yıl oldu inanabiliyor musunuz? Resmen birlikte büyüdük, hele şimdiki evlilik yaşlarına bakınca biz çocuk sayılırmışız.
Şu aralar en çok dikkatimi çeken şey ne biliyor musunuz? Evlendikten sonra o ilk yıl ilk gördükleri zorlukta gençlerin şikâyet etmesi. Her işin başında olduğu gibi evliliğin de başı zordur.
Evlilik ile ilgili zorluklardan ilki tuzlu kahve içmektir derler. Damat adayına, kızın evinde özel kahve hazırlanır. İtina ile içine tuz atılır. Kalabalığın içinde damat kızara kızara kahvesini yudumlar. Orada olanlar bu görüntü karşısında gülüşür. Bu merasim anı olarak hafızalarda yıllarca kalır.
Tuzlu kahve içmekten daha zoru nedir derseniz, ‘kızın gönlünü kazanmak’ der eşim. Eee kaç yıllık deneyim… Ah Fikret ne çok koştu peşimden. Beni ikna etmek için yapmadığı kalmadı neredeyse. Kardeşlerimin, kuzenlerimin ceplerini çikolatalarla doldurmuş sırf bana mektup ulaştırabilmek için. Yani iyiydi, mert bir delikanlıya benziyordu ama ben annemden hep tedbirli olmayı öğrendim.
"Kızım hemen evet denir mi? Bakalım seni isteğinden ne kadar emin?"
“Sözleriyle yaptıkları tutarlı mı?”
“Ailesine değer veriyor mu?"
"Büyükleriyle konuşurken ne denli saygılı?”
Yalnız düşünmediğim, aklıma gelmeyen tek şey: “Cebinde para var mı?” konusuydu. Çünkü annem hep;
“Erkeğin çalışkan olanı makbul kızım.” derdi. “Çalışkan adam ne olursa olsun evine ekmeğini getirir…”
Tüm bu ikna süreçlerini geçtikten sonrası kolay mıydı peki? Tabi ki hayır! Ben inceledim, ölçtüm biçtim ama babam hemen ‘tamam’ demeyecekti besbelli. ‘Kızımın kıymetini bilir mi?’ diye dertlenmişti. O da kendince araştırdı, soruşturdu.
Nihayet aileden de olumlu cevap gelince, kız isteme faslı, tuzlu kahve ikramı derken düğün hazırlıklarının içinde buluverdik kendimizi.
Eskiden hazır çeyiz yoktu. Bütçemiz dardı, elimizde tığ annemle masa örtüsü yapmaya çalışırdık. Müstakbel eşim Fikret, mobilya alma derdinde… Bir gün mahcup yanıma geldi. Yatak, koltuk alabilmiş ama masa sandalyeye parası kalmamış, Evlerinde eski bir masa dururmuş çatı arasında, iki de sandalyesi varmış ama birinin bacakları biraz kısa. Utana sıkıla: "Bir süre idare etsek olur mu?’" diye sordu.
Her şey zamanla oturur ve sabreden mutlu olur. Biraz biz idare ettik, biraz onlar. Biraz ben alttan aldım, biraz Fikret. Bazen birbirimiz için ailelerimize ‘hayır’ demememiz gerekti… Yeri geldi çocuklarımızı yetiştirirken gerildik, yeri geldi maddi yönden sıkıştık. İki gün güldüysek, bir gün hüzünlendik. Ama işte zaten buydu bizi birbirimiz için kıymetli kılan.
Başlangıçtaki zorluklarda vazgeçmediğimiz için şimdi işler tatlı gidiyor.
En ufak sıkıntıda pes etmeyince hakikaten sabrın sonu selamet oluyor.
Evlilikte doğru yerde doğru tepkiler verince, o tuzlu kahveler zamanla lokumlu kahvelere dönmeye başlıyor.
Bu yazı sana nasıl hissettirdi?
Tek tepki seçebilirsin. Başkasına basınca değişir, aynısına basınca geri alınır.
İlk tepkiyi sen bırak.
Yorumlar (26)
Ilaha Guluyeva dedi ki
18 Haziran 2026Sabreden mutlu olur. Ne güzel örnek bir evlilik.. :) Demek ki işin sırrı başındaki acıya katlanmak gerekiyor ki devamında lokuma ulaşabilesin... :D
SKuzeyi dedi ki
18 Haziran 2026Her hayırlı iste baslangıcta insan acı cekiyor. Sonrası ise mutluluk..
Onemli.olan olk o acılara sabredilmek..Emel A dedi ki
18 Haziran 2026Gerçekten olması gereken doğru bir evlilik ne güzel anlatılmış... Çiftler zorluklardan geçe geçe mutluluğu bulur. Mesele doğru şekilde sabredebilmekte ve aynı hedefe bakabilmekte gizlidir...
vb dedi ki
18 Haziran 2026evlilikler gerçekten evlilik olduğunda hem tadı hem tuzu bazen ekşi bazen acı geçer:)
Çiğdem dedi ki
18 Haziran 2026Hep tuzlu başlıyor, sonra sonra tatlandıran yine biziz :)
Demet D. dedi ki
18 Haziran 2026Gerçek niyet huzursa, hepsi hallolur.
S dedi ki
18 Haziran 2026İyi niyetle başlayan süreçler iyilikleri hak ederler 🤲🏻🫠
Zeynep B. dedi ki
18 Haziran 2026Kıymet bilmek için emek gerekir, emek için vazgeçmemek...
Meryem Masri dedi ki
18 Haziran 2026İyi günde kötü günde yoldaş olmak ne güzel
Esma k. dedi ki
18 Haziran 2026aile olmak birbirini tamamlamak demektir.. bunu anlatan ne güzel bir yazı olmuş...
Nurdan Şahin dedi ki
18 Haziran 2026Anne ne kadar da hoş tespitlerde bulunmuş. sonrasında kervan yolda düzülmüş. yeter ki aynı niyet ile devam edilsin.
İmran dedi ki
18 Haziran 2026Maşallah 45 yıl evli kalmak büyük başarı :))
Arzu dedi ki
18 Haziran 2026Sabır ve bedel aile bağlarını sıkı tutuyor. Kaleminize sağlık.
Kübra Hüma ATA dedi ki
18 Haziran 2026Kıymet vermenin, fedakârlığın ve vazgeçmemenin yıllar sonra nasıl bir huzura dönüştüğünü görmek umut verici. Kaleminize sağlık.
Kübra Hüma ATA dedi ki
18 Haziran 2026Evliliğin özü belki de tam burada saklı; ilk yudumda tuzlu gelen şeylerin zamanla lokum tadına dönüşmesi. Bugünün hızlı tüketilen ilişkileri içinde, sabrın, emeğin ve birlikte büyümenin kıymetini hatırlatan çok sıcak bir yazı olmuş.
Seda dedi ki
18 Haziran 2026Eskiden evlilikler emek verildiğinden kıymetliydi.. Şimdi ise insan sadece kendisi kıymetli olmak istedi..
Fatma dedi ki
18 Haziran 2026Doğru yerde doğru tepki veren herkes evlilikde de normal hayatında da hep kazanan oluyor.
Nükhet Şen dedi ki
16 Temmuz 2026İlişkilerde sabır olmadığında gerçekten de bir yere varmak pek de mümkün değil
Nalan Yıldız dedi ki
27 Temmuz 2026Birlikte eğlenebilmek kıymetli beklenti yönetimi çok önemli gerçekçi beklentilerimiz olursa herkesin hata yapabileceğini yanlışlarının olabileceğini kabul edersek Ama gerçekten kabul edersek işler kolaylaşır
Fatma dedi ki
27 Temmuz 2026İki farklı kültürde büyümüş, iki farklı özelliklere sahip insanın, alttan almadan, idare etmeden, yutkunmadan, kısacası sabretmeden evli kalması ne mümkün.Güzel günlerin ve güzelliklerin hatırına bazı şeylere katlanabilğinde iki insan birbiri için kıymetli oluyor.
Rafine ilişkilerden evlilik çıkmıyor.Emel K. dedi ki
27 Temmuz 2026İnsanın hedefi gerçek bir aile kurmaksa, çiftler o hedefin zorluklarına da sabrediyor.
Mine dedi ki
27 Temmuz 2026Hayırlı işin başı zor olur 🙂
vildan dedi ki
28 Temmuz 2026Evlilik insana verilmiş ne güzel bir hediye. Zorlandığın yerde birbirine destek olan iki insan.
Deniz dedi ki
29 Temmuz 2026“Sevgi emek ister” der eskiler. Ne kadar doğru. Elinize sağlık.
Ayşe C. dedi ki
29 Temmuz 2026Çiftlerin karşılıklı uyum içerisinde olması her şeyi ne kadar kolaylaştırmış...
Elif dedi ki
26 Eylül 2026Her zorluğun bir sonraki evresi "lokum" tadında.. Yeter ki sabretmeyi başaralım.
