MARMELAT

MARMELAT

3 dk okuma

“İnsanın anne babası dışında güvendiği liman kim olabilir?”  desem ne dersiniz?

Sakine için, dedesiydi o liman, hatta en büyük liman…

Avucundaki o yaşlı, hafif eğrilmiş, buruşuk parmağı sıkıca tutuyordu. O tek parmak ne kadar da güven veriyordu küçücük yüreğine.

Bir insana güven duymak, o insandan emin olmak ne kadarda kıymetliydi.

Sakine, büyüdükçe bunun değerini daha iyi anlayacaktı.

Çarşamba günlerini iple çekerdi. Çarşamba demek pazara gitmek demekti. Pazaryolu, zerzevat kokusu, dedesinin gülümseyen yüzü ve güven veren o işaret parmağı. Sıkıca tutunuyordu dedesinin parmağına tıpkı bir şeftali gibi. Neden mi şeftali? Çünkü şeftali en sevdiği meyveydi. Dedesi de ona “küçük şeftalim” diyordu.

Pazara girdiklerinde eğer mevsimi ise ilk uğradıkları yer şeftali tezgâhı olurdu. Dedesi şeftalileri özenle seçerdi. Hatta kışın da yesin diye marmelat da yapıyordu. O iş öyle kolay değildi tabii. Torununu çok sevdiği için ayrı bir özen gösteriyordu. Dedesinin bu kadar çaba göstermesinin bir sebebi Sakine’nin “teftali martelatı” deyişini duymaktı.

Dedesi, Sakine’nin gözünde bu dünyadaki bütün sorunları çözecek bir kahramandı. Okulda bir eksiği olsa hemen hallederdi. Arkadaşlarıyla bir sorun yaşasa koşar dedesine anlatır, rahatlardı.

Dedesiyle her gün unutulmaz geliyordu ona. Büyüdükçe dedesinin sohbetlerini sevdiğini fark etti. En çok da eski hikâyelerini dinlemeyi. Dedesi yoklukla geçen zamanları ne güzel anlatırdı. Bazen aklı almıyordu, insan acı çektiği günleri nasıl bu kadar keyifli anardı... Ama anlatıyordu işte. O günlerden bahsederken ki keyfi gözlerinden okunurdu.

Mutluluğun imkândan değil, yoklukta gösterilen çabadan geldiğini de büyüyünce anlayacaktı, Sakine.

Dedesi, o yokluk günlerini anlatırken yüzünü çocuksu bir neşe sarardı. Bir gün babaannesi ile ilk evlendiği zamanları anlatmıştı. Ne güzeldi ondan hayatındaki deneyimleri, hikâyeleri dinlemek;

“Babaannenle evlendiğimizde hiçbir şeyimiz yoktu. Birkaç ağaç kesip derme çatma bir baraka yapmıştım. Elektrik yok, su yok, yiyecek yok, kimsemiz yok. Memleketten çıkıp yaban ellerde tutunmaya çalışıyoruz. Bir gün hiç unutmam sadece bir çuval mısır unumuz var. Yüklendim sırtıma saatlerce yol gidip şehre indim. Mısır ununu verip yarım çuval buğday unu aldım. Geri dönüş yolunu o kadar hızlı çıktım ki, yorgunluk bile hissetmedim. Babaannen ne sevinmişti.”

Dedesi son cümleyi söylerken yutkundu, gözleri doldu. Dedesi eşinin yokluğunda ne kadar sevgisi varsa nerede ise hepsini Sakine’ye vermişti.

Yıllar geçince dedesi ile kurduğu bağı kimse ile kurmadığını fark edecekti.

Artık üniversiteye gidiyordu, arkadaşın en önemli olduğu zamanlardı. Şehir dışında okuduğu için uzun tatillerde ancak eve gelebiliyordu. Ama bu ayrılık bile onların arasındaki bağı zayıflatmamıştı.

Her gelişinde ilk görmek istediği kişi dedesi idi. Artık yaşlanmıştı, son gelişinde iyice sessizleşmişti. Camiye bile gidemiyordu.

Sakine, merhamet ve sevgi dolu gözlerle bakıyordu dedesine. Hayatına ne çok şey katmıştı. Bir anda bir anı geldi aklına. Dedesi bir gün yavru bir kediye süt vermiş, yaralı ayağına pansuman yapmıştı.

“Hayvanlara merhamet etmeliyiz, onların dili yok anlatamazlar, biz anlamalıyız yavrum.” demişti. Sakine bir anda şaşkınlıkla “Kediye nasıl martelat yapacağız ki dedeciğim hem onlar teftali sever mi?” dedi. Dedesi katıla katıla gülmüş,

“Marmelat değil merhamet edeceğiz.” torununun minik suratını ellerinin arasına alıp;

“Merhamet, bir insanın kendinden güçsüz bir canlıya zarar verme gücü varken, zarar vermemesidir güzel kızım. Bizi insan yapan da budur, merhametli olmamız” demişti.

Sakine bu cümleyi anlamak için, o gün çok küçüktü ama şimdi ne kadar da derin bir anlamı olduğunu gördü. Buruşmuş, güçsüzleşen elini avucuna aldı. Başparmağını tuttu, dedesinin ona verdiği o güveni tekrar hissetti. Dedesinin bedeni güçsüz olabilirdi ama hissettirdiği duygular hala çok güçlüydü.

O hep ailenin en sevgi dolu, en merhametli kişisi olarak kalacaktı. Gözlerini sonsuza dek kapatsa bile...

Paylaş

Bu yazı sana nasıl hissettirdi?

Tek tepki seçebilirsin. Başkasına basınca değişir, aynısına basınca geri alınır.

İlk tepkiyi sen bırak.

Yorumlar (26)

  • SY dedi ki

    25 Haziran 2026

    Dedede olan da tam bir merhamet :) Sadece yaşı yok, olgunluğu birikimi çabalamaları da var. Merhameti de :) İnsan eline güç geçtiğinde de merhametini koruması çok zor olan ama asıl performansın olduğu yer oluyor..

  • GÖNÜL KILIÇ dedi ki

    25 Haziran 2026

    Evin ihtiyarı değil evin büyüğü olabilmek böyle olsa gerek. Merhametle yetiştiren sevgi dolu Büyüklerimize Selam Olsun 🌺

  • Ilaha Guluyeva dedi ki

    25 Haziran 2026

    Kalbime dokundu.. Merhametli insan olmak dileğiyle.. :)

  • İmran dedi ki

    25 Haziran 2026

    Keşke benim de böyle tonton bir dedem olsaydı.

  • Zeynep B. dedi ki

    25 Haziran 2026

    Ne güzel iç ısıtan bir yazı, elinize sağlık :) dedemi hatırladım, uzun uzun anlattığı güzel hatıraları...

  • Mine dedi ki

    25 Haziran 2026

    Evin yaşlısı olmak var bir de ebin büyüğü olmak... Gerçekten evin büyüğü olabilenlere selam olsun 💕

  • Deniz dedi ki

    25 Haziran 2026

    Çok samimi ve sıcak bir yazı. Emeğinize sağlık. Merhametli insanlar eksik olmasın yanımızda.

  • SKuzeyi dedi ki

    25 Haziran 2026

    Insanın bu hayatta aradıgı şey güven..

  • Çiğdem dedi ki

    25 Haziran 2026

    Merhamet...
    İnsan için ne kadar kilit bir kelime;
    Yetiştirdiğine merhamet..
    Ve zamanı geldiğinde seni dünyada yetiştirmiş olana..

  • Merve dedi ki

    25 Haziran 2026

    “Bir insana güven duymak, o insandan emin olmak ne kadarda kıymetliydi.”
    Ne kadar doğru bir cümle.
    Teşekkür ederiz.

  • Gönül Kılıç dedi ki

    25 Haziran 2026

    Torunlar çok kıymetli çok sevilir :) Vefalı torunlara selam olsun

  • Emel A dedi ki

    25 Haziran 2026

    Marmelattan merhamete ne güzel bir mesaj... İnsana ne çok yakışan bir davranış merhametli olmak

  • Zeynep Kaya dedi ki

    25 Haziran 2026

    İnsanın en kıymetli hazinesi gerçekten; güçlü, güvenilir, merhamet dolu bir bağ…

  • vb dedi ki

    25 Haziran 2026

    çocuk olmak, kaleminize sağlık neler hatırlattınız, tebessüm ettirdiniz...

  • Tuğba dedi ki

    25 Haziran 2026

    imiç böyle bir tatlı oldu ya :)

  • ZEHRA NUR dedi ki

    25 Haziran 2026

    Insan merhametini kaybedince aslinda çoğu şeyini kaybetmiş oluyoruz...
    Emeğinize sağlik

  • Hatice dedi ki

    25 Haziran 2026

    ilişkileri bir arada tutan gerçek bağlardır

  • Fatma dedi ki

    25 Haziran 2026

    Merhamet eden ancak merhameti bu kadar güzel anlatabilir.
    Bir insanın hayatında doğru ve güzel bir örneğin olması ne kadar da büyük bir konfor ♥️

  • Nükhet dedi ki

    25 Haziran 2026

    Her aile büyüğü bizim hayatımıza iz bırakıyor. O izleri bizler de bizden sonraki nesillere aktarıyoruz aslında. İnsanın ailesini bilmesi ne güzel

  • Atiye dedi ki

    28 Temmuz 2026

    Bir insana güven duymak, o insandan emin olmak ne kadarda kıymetliydi.
    Bu cümleyi iliklerime kadar hissettim çünkü bu olmazsa huzur da olmuyor ve inssanlarin günümüzdeki en büyük eksikliğide bu degilmi? Çok derinlere dokunan bir yazı kalemi nize sağlık:)

  • BIENFAIT NGANDULI VALIVAMBENE dedi ki

    28 Temmuz 2026

    Çok duygusal ve samimi bir öykü. Dede–torun bağı çok doğal ve etkileyici anlatılmış, özellikle küçük detaylar hikâyeyi unutulmaz kılıyor. Çok beğendim.

  • vildan dedi ki

    28 Temmuz 2026

    Çocuk olmak... İnsanı tebessüm ettiren bir yazı kaleminize sağlık.

  • Ayşe C. dedi ki

    28 Temmuz 2026

    Sakine'yi okurken kendi çocukluğum geldi gözlerimin önüne, dedemle geçirdiğim vakitler, ondan öğrendiklerimmmm.... Emeğinize sağlık çok içten bir yazı olmuş :)

  • Deniz A. dedi ki

    29 Temmuz 2026

    İçimi ısıttı. Dedemi hatırlattı bu yazı. Ne güzel şey merhametli olmak. İnsan gülümseyerek hatırlıyor o günlerini. Elinize sağlık.

  • GÖNÜL KILIÇ dedi ki

    29 Temmuz 2026

    💐💐💐

  • Züleyha Ayvaz dedi ki

    29 Temmuz 2026

    Yürekten yüreğe yol vardır , eline emeğine sağlık merhamet 💕

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir.