
SÜRELİ HAYAT
"Dikkat dikkat! Marketimizin 10.yıl kutlamaları nedeniyle müşterilerimize bir sürprizimiz var. On beş dakika içinde kasamıza getirdiğiniz ürünleri ücretsiz alabilirisiniz."
Anonstan sonra markette bir anda uğultu başladı. İnsanlar bir anda sağa sola koşuşturdular.

Olanları şaşkınlıkla izleyen Emir babasına yaklaştı.
"Ne oluyor baba? İnsanlar nereye koşuyor?"
Babası uzun uzun insanları seyretti. Çocuğuna verecek cevabı aramak bir yana, insanların yağma yaparken ne kadar şuursuz hareket ettiklerini gördü. Amaçsızca bulduklarını sepetlerine dolduruyorlardı. Aynı ürünü almak için birbirleriyle yarışıyorlardı. Hatta eşler birbiri ile tartışıyordu;
"Acele et beş dakika içinde kasada olmamız lazım, çok ağırsın Mahmut!"
Tüm bu aldıklarına gerçekten ihtiyaçları var mıydı? İnsanın ihtiyacı olmadan ucuz diye aldığı çoğu şey genellikle çar çur olmuyor muydu?
Büyük ihtimalle birkaç gün sonra aldıkları birçok şeyin gereksiz olduğunu göreceklerdi.
İnsanoğlu emek vermeden elde etiği şeyleri çoğu zaman kazanç görür.
Promosyonlar, bir alana bir bedavalar, iki al bir ödeler, indirim kuponları... Hep gönlümüze hoş gelir. Kendimizi kazançlı hissederiz. Peki gerçekten kazanç mıdır o bedavalar?
Ne zaman sona ereceğini bilmediğimiz bir hayatın içerisinde yaşarız. Bu süre zarfında da hayatımızda güzel şeyler yapmak isteriz. Güzel bir okulda okumak, bir iş sahibi olmak, mutlu bir aile kurmak. İçinde bulunduğumuz topluma faydalı olacak güzel işler yapmaya çalışırız.
Tüm bunları yapmak istememizin nedeni ise süresi olan hayatımıza anlam katma çabasıdır aslında.
"Hayatımın, yaşamımın bir anlamı var" diyebilmek.
Oysa insan hayatta bir yağmacı gibi davrandığında yaptığı birçok şey anlamını yitirir.
Sadece tüketilen bir hayat bir süre sonra anlamsızlaşır. Tüketilen ilişkiler, harcanan zaman ve para, ilgi ve güzellik. Tüm bunlar aslında o anlamı bulmak için harcanır. O anlam her ne kadar hayattan keyif almak gibi gözükse de, insanın bunu elde etme yöntemi yanlıştır.
İnsan hep miktara oynar veya daha az ödeyip daha çoğunu elde etmeye... Karşılığını vermeden almak alacağımız keyfi çok azaltır. Oysa sahip olmak istediğimiz şeylerin bedelini ödediğimizde o bize keyif verebilir.
Pizzanın promosyonu aslında yük olur. Bir yiyecekken ikincisi fazla gelir, anlamını yitirir.

Peki bir eşyayı, insanı, işi, davranışı anlamlı kılan şey nedir?
Her şey fayda sağladığı, ihtiyaç giderdiği müddetçe anlam taşır.
Bir ailedeki bireyler de ailesine fayda verdiği onların ihtiyacını giderdiği kadar o aile için anlamlıdır.
İş yerinde de öyle, kim ihtiyaç görmeyen birini çalıştırmak ister ki? Onun orada bulunmasının bir anlamı yoktur.
O zaman insanın zamanını faydalı işlere ayırması, ihtiyaç gidermesi gerekir.
Çünkü insana anlam katan şey üretmektir.
Hayatın içinde üretmiyor, fayda sağlamıyorsak çevremizdeki hiç kimse için bir anlamımız yok demektir.
Marketteki o on beş dakika bitip de kasaya gittiğinde insan ne düşünür?
"Oh ne iyi oldu tüm ihtiyaçlarımı aldım" mı? Yoksa;
"Keşke biraz daha vaktimiz olsaydı daha çok şey alsaydık" mı?
İnsanoğlu nasıl da elde ettikleri ile yetinmeyen bir canlı.
Hem her şeyi olsun, hem bedava olsun isteyen bir canlı.
İnsanoğlu nasıl da hayatını anlamsız şeylerin peşinde koşarak, çarçur ettiğini fark etmeyen bir canlı.
İşte, yaşadığımız hayat anlamlı değilse süreyi hep uzatmak isteriz.
Genç kalmak için yaptığımız onca şeyin altında yatan sebep bu değil mi? daha uzun yaşamak.
Daha uzun yaşayıp daha çok şey yapabilmek. Avrupa'yı da göreyim, teras katında hiç oturmadım, yeni açılan bir restoran varmış oraya gidelim, mobilyaları değiştirelim, daha eğleneceğim arkadaşlarım olsun, işimde daha çok para kazanayım...
Biraz daha yaşamayı dileyip güzel şeylerin kendiliğinden olacağına inanırız.
Oysa mesele ömrümüzü uzatmak değil, bize verilen süre bitmeden anlamlı işler yapabilmektir.
İşte o zaman yağmalamak aklımıza bile gelmez.
Küçük Emir'e baktı babası. Bir sepet dolusu çikolata alabilirdi. Ama o parasını vererek oğluna bir paket çikolata almayı tercih etti. Oğluna karşılığını vererek bir şeye sahip olmanın daha anlamlı olduğunu öğretmeye çalıştı. Çünkü o çikolatanın karşılığını vermeye ve sadece ihtiyaçları olan şeyi almaya kendilerinin ihtiyaçları vardı. Babası şunu biliyordu, ancak ihtiyaç gören şeylerin anlamı vardı.
Bu yazı sana nasıl hissettirdi?
Tek tepki seçebilirsin. Başkasına basınca değişir, aynısına basınca geri alınır.
İlk tepkiyi sen bırak.
Yorumlar
Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yapın.
