
VATAN KALBİ
Duvara yazılan yazıya uzun uzun baktı.
“Vatanın kalbi bir zamanlar burada attı…”
Gözleri önündeki acem işi çay tabağına dalmışken bir çift kol arkadan boynuna sarıldı. Oğlunun ani davranışlarına artık alışmıştı. Küçük ama güçlü kolları babasını derin düşüncelerden çıkarmıştı.
Küçük oğlan sesli bir şekilde duvarda yazan yazıyı sesli okudu ve;
“Vatanın kalbi ne demek baba?” diye sordu.
Bir süre sessizlik oldu. Babası önce ne diyeceğini bilemedi. Oğlunu yanına oturttu.
“Gel beraber düşünelim. Kalbin nerede?”
Elini oğlunun kalbinin olduğu yere koydu. Sonra onun elini de kendi kalbinin olduğu yere koydu. Sonra onun kulağını kendi kalbinin üzerine yasladı.
“Duyuyor musun?” diye sordu.
“EVEET!” dedi oğlu heyecanla.
“İşte kalbimizin sesi o. İnsan için tüm organlar değerlidir. Ama kalbimiz durur ise artık yaşamımız durur. Kalp tüm organlara kanı pompalar, böylece besini her yere ulaştırır. Kalp çalışırsa organlar yaşayabilir. Bir ülkenin şehirlerini de organlar gibi düşün, kalbimizi de Çanakkale... Eğer kalbimiz dursaydı diğer organlarımızı da kullanamaz olurduk. Bu vatanın kalbi de 1. Dünya Savaşı sırasında burada attı. Yani Çanakkale’de.
O yüzden durup bir düşünmemiz, o insanlara teşekkür etmemiz gerekir. Kalbimizi son ana kadar savunup bu vatanı yaşattığı için.”
Oğlan babasına sarıldı. Küçük kalbiyle içinden dualar etti. Duasına babasını da kattı. Ne de olsa evin kalbi de babasıydı.
Hayatta çocuklara verilmesi gereken bazı değerler vardır. Saygı, sevgi, teşekkür…
Ve vatan sevgisi!
Vatan sevgisini bir çocuğa anlatabilmek için zamanda yolculuk yapmak gerekebilir.
Onca insan hangi amaç için savaştı?
Hangi şartlarda savaştı?
Toprak neden bu kadar kıymetlidir?
Vatan olmadan bir ailenin güvende olması mümkün mü?
Tüm bunların cevabını iyi bilelim ki kıymet bilelim, ders çıkartalım.
Sahip olduğumuz değerleri geçmişimize sahip çıkarak ve geleceğimize taşıyarak korumuş oluruz. O değerlere sahip çıkmak da ancak insanın sağlam nedenleri olduğunda mümkün olur.
Her insanı bir davranışa iten sebepler farklıdır. Ya kaygı ya da övgü vardır ucunda. Ama insan o davranışı yaparken sevdiği ve saydığı oranda o işe rıza gösterir. İnsanın kendi rızası ile yaptığı işin içinde saygı ve sevgi olduğunda ortaya koyduğu da kıymetli olmaya başlar.
Böylece insan elindeki kıymetli olana bakıp şükrünü ve teşekkürünü de yapabilir.
Hele o kıymetli olan en yakınındakilerin varlığı ise teşekküre oradan başlamak gerekir. Tıpkı babasına dua eden küçük gibi…
Bu yazı sana nasıl hissettirdi?
Tek tepki seçebilirsin. Başkasına basınca değişir, aynısına basınca geri alınır.
İlk tepkiyi sen bırak.
Yorumlar
Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yapın.
