
ZAMAN MI DEĞİŞTİ BİZ Mİ?
"Senin de beklentin tavan yapmış kuzum. Nerede bulacaksın hem zengin, hem de ahlaklı olanı. Onlar eskide kaldı. Baksana çocuklar bile çocuk gibi değiller. Sanki onlar bizim ebeveynlerimiz. Ne isteseler, tamam diyoruz. Aklıllarına ne gelse yaptırtmayı, ne isteseler aldırtmayı başarıyorlar. Benim bey Mert'e aldığı kadar hediyeyi bana almıyor. Ben de öyle. Çocuk olduktan sonra adamın ütülerini yapmayı bıraktım. Ancak kendiminkine ve çocuklarınkine yetişebiliyorum mesela. Yani demem o ki, sen biraz çıtanı düşür. Bu dönemde ne adamlar eski adamlardan, ne de çocuk eski çocuk, ne ev hanımı eskilerin ev hanımı."
Zaman mı değişti yoksa biz mi?
Neydi eskiden çocuğu çocuk, aileyi aile yapan?
Gerçek zamana göre değişir mi?
O zaman nasıl oluyor da bazı şeyler zaman değişse bile değişmiyor?
Kullandığımız mobilyalar mesela, hala oturabileceğimiz şekilde tasarlanıyor. Evlerimiz, hala bir duvar ve sınırları olan odalardan ibaret. Kediler eski kedi, köpekler eski köpek, inekler eski inekler. Zaman değişse de davranışları aynı. Hayvanların bize verdikleri imkanlar değişmiyor. İnekler hala süt vermeye devam ediyor. Eskiden de ineği olan, olmayan vardı. İneği olanlar o ineğin sütünden tereyağı, peynir yapabilirdi. Şimdi ise bunu yapan az.
Neyseki insan bulunduğu koşullara uygun çözüm üretebilen bir canlıdır.
Bulunduğu ortama göre şekil alabilen, elindekilerle problemini çözmek için fikir üretebilen bir canlı. Belki hayvan beslemiyor ama evine taze süt alabiliyor. Tarlası yok ama varmış gibi organik sebzeleri kasa kasa evine getirtebiliyorlar. Paketli gıdalar hayatımızın her alanına girse de, bir yerlerde birileri doğal olana destek veriyor. Hatta bunu apartmanlarında yapabiliyorlar.
İyi bir yaşam kurmak, iyi ilişkilerimizin olması hepimizin hayali. Bunu yapabilmesinin ilk adımı zamanı, toplumu, ekonomiyi yani her türlü dış faktörleri suçlamamak. Neden peki?
Bizim dışımızdaki dünyayı suçladığımızda, çözümün de dışardan geleceğinin beklentisine gireriz.
"Bu dönem de böyle işte, insanlar düzelmeden hiç bir şey değişmez."
"Ekonomi düzelmeden geçinemeyiz."
"Bu yediklerimiz düzelmeden sağlıklı olamayız"...
Değişenin zaman değil, kendimiz olduğunu anladığımızda ve biz değiştiğimizde hayatımız değişir.

Çünkü kendini değiştiren hayatını değiştirir. İnsan ancak kontrolünde olan şeyleri değiştirebilir.
Biz yediklerimize dikat etmediğimizde kilo alırız, günler geçip gittiği için değil. Eşimizin ihtiyaçlarını ilk günkü kadar önemsemediğimizde bağımız giderek zayıflar. Yoksa günler akıp gittiği için değil. Çocuğumuz ergenliğe girdiği için birdenbire sorun çıkarmaya başlamaz. Belli bir dönem gelince yüklenen bir güncelleme gibi değildir bu. Öncesinde yapılan veya yapılmayanların sonucudur aslında. Zamanın eski ya da yeni olması değil, bizim yaptıklarımız elde ettiklerimizi değiştirir.
Zamanın varlığı onu suçlamak için değil, o zamanın içerisindeki doğrulardan ve yanlışlardan ders alabilmemiz içindir.

Zaman, geçmişe bakarak yaptığımız yanlışların ya da doğruların sonuçlarını görmek için vardır.
Böylece "Doğruları yapmaya devam et! Yanlışları da bırak!" der hayat.
İlişkileri iyi olan aileler ne yapıyor? Nasıl beraber vakit geçiriyorlar? Bağları neden kuvvetli? Bu soruları sorduğumuzda yapabileceğimiz değişikleri bulmaya başlarız. Bunu başarabilen aileler bugün halen var. Bizde başarabiliriz.
Son zamanlarda toplumda aile bağlarının zayıfladığı bir gerçek. Yaşantımız bağ kurmak değil de bireysel olmak üzerine yoğunlaştı.
Yemek vakitlerinde çoğumuz yalnızız. Beraber sofraya oturduğumuz aile bireylerimiz yok. Aynı masada oturulan, hatta ortak kaptan yemek yenen sofralar kalmadı. Oysa seksen iki parça yemek takımımız hala duruyor dolabımızda. Beraber toplanılan bayramların yerini tatil fırsatlarının aldığını görüyoruz. Misafirlikler çocukların eğlence yeri iken eskiden; şimdilerde gitmek istemedikleri, selam bile yollamadıkları yerler olmadı mı?
Ebeveynlerin "çocuktur yapar" diyerek evlatlarına yetişkin olmayı öğretmediği bir düzen var şimdi. Oysa aynı ebeveynler, sonra çocuklarının birdenbire yetişkin gibi davranmasını bekliyor.
İşten çıkıp huzur bulup rahatlamak için gelinen evlerde, çoğu ebeveyn çocuklarının dediklerini yapmıyor mu? Yeter ki bir sorun çıkartmasınlar. Evler yemeğin pişmediği otellere döndüğünde, belli ki kimse iyi vakit geçiremiyor. Aile bireyleri birbirlerini gördükleri o kısacık zamanda, farklı şeylerle uğraşınca bağ da kuramıyorlar elbette. Böylece aileler yuva sıcaklığını kaybetti. Bir nevi ev arkadaşlığına benzeyen şimdiki ailelere dönüştü.
Neyse ki bir şeyin bozulması gibi düzeltilmesi de mümkündür. Bunun yolu ise zamanı değil, kendimizi değiştirmekten geçer.
Bu yazı sana nasıl hissettirdi?
Tek tepki seçebilirsin. Başkasına basınca değişir, aynısına basınca geri alınır.
İlk tepkiyi sen bırak.
Yorumlar
Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yapın.
