Yedinci yaş gününde dedesinin hediye ettiği org, odanın baş köşesindeydi. Önündeki tabureye oturmuş, iki elini orgun üzerinde gezdiriyordu. Birazdan en sevdiği dinazor şarkısını çalmayı öğrenecekti. Nereden gelmişti bu dinazor sevgisi, annesi anlam veremiyordu. O kadar güzel çocuk şarkıları varken, oğlu neden dinazor şarkısını çalmak istiyordu? Enver henüz notalarını bilmediği halde şarkıyı söylemeye başlamıştı bile.
“Gidelim dinazoru bulmaya, ama saklanmış mağaraya. Sakın ondan hiç korkma! Hadi tüm gücünü topla!”
Enver beyaz tenli, uzun boylu, kızıl saçlı, çilleri olan bir oğlandı. Bir şeyleri öğrenme konusunda çok istekli aynı zamanda tebessümlü ve sıcak kanlıydı. Çoğu çocuk gibi misafir çok severdi. Gelen misafire kapıyı açar, açtıktan sonra kendini gizler, kapının arkasında bir süre beklerdi. Misafirin onu bulmasını, ona ilgi göstermesini isterdi. Sempatik hareketleriyle evde sıcak bir ortam oluşurdu. Konuşmayı çok sever, başkasına söz hakkı vermekte zorlanırdı. Gelen misafir; “Enver acaba biraz da bizi dinlesen mi?” cümleleriyle devam ederdi.
Enver aileye geleli iki yıl olmuştu. Çok büyük sorunlar yaşanmadan yeni ailesine uyum sağlamıştı. Her çocuk gibi kendine has bazı merakları, huyları vardı. Mesela her duyduğu melodi, radyodaki şarkı onun ilgisini çekerdi. Müziğe olan ilgisini ailesinin fark etmesi zor olmadı. Ailenin yakınları, bu yeteneğini desteklemek için Merve Öğretmen’i tavsiye etmişlerdi. Böylece Enver ile Merve Öğretmen’in yolları kesişti.
Yirmi yıldır müzik öğretmenliği yapıyordu Merve Öğretmen. En basit şarkılarla Enver’e org çalmayı öğretmeye başlayacaktı. Bir şey basitten başlayınca hedefe ulaşılıyordu, bunu yıllardır kendi yaşamından deneyimlemişti.
Merve Öğretmen Enver için gönüllü müzik dersi veriyordu. Maddi olarak geçinmekte zorlansa da, Enver’in koruyucu ailesinden bir ücret istememişti. Enver’in hem yetim hem öksüz olması bu ikramın esas sebebiydi.
“Ailenin böyle bir çocuğa kucak açmış olmasının yanında benim piyano dersimin ücretsiz olması, denizde kum misali bir şey” diye düşünüyordu. Daha önce de bu tür ikramlar yaptığı öğrencileri olmuştu ama bu başkaydı onun için.
Dersin sonunda evin annesi; “Bir kahvemizi içersiniz, değil mi öğretmenim?”
Merve Öğretmen bu teklife “Hayır.” demedi ve birlikte salona geçtiler. Enver odasında org ile çalışmaya devam ederken; “Bende sizin öykünüzü merak ediyorum. Nasıl oldu? Nasıl karar verdiniz? Enver ne kadar da akıllı bir çocuk. Söylemeseydiniz koruyucu aile olduğunuzu anlamazdım. Sizi çok benimsemiş.”diye söze girdi. Camın kenarındaki koltuğa karşılıklı oturdular. Kahvelerini yudumlarken tatlı bir sohbet başladı.
“Enver tüm ailenin neşesi diyebiliriz. Ondan önce ve ondan sonra diye kendimizi yeniden tanımladık.”
“Peki ilk kararı ne zaman aldınız?”
“Enver’in ailemize gelmesi birden alınan bir karar değil. Benzer öykülere çok şahit tutulduk. Birçok arkadaşımız koruyucu aile oldu ya da evlat edindi. Bizim harekete geçmemiz ise iki yılı aldı.”
“Tavsiye edenler oldu mu?”
“Evet, ‘Neden başvurmayı düşünmüyorsunuz? Zaman geçiyor, yaşlanmadan elinizi çabuk tutun.’ diyenler oldu. Bir gün babamız ‘Hadi artık başvurumuzu yapacaksak yapalım.’ dedi ve kendimizi kurumda bulduk.”
“Cesaret işi! Aynı zamanda çok güzel bir sorumluluk. Tebrik ediyorum sizi. Ebeveyn olarak kendi çocuğumuzla sorun yaşarken, sorumluluklarımızdan kaçarken, sizin bunu gönüllü olarak istemeniz beni çok etkiledi.”
“Aslında doğru diyorsunuz öğretmenim, cesaret işi. Mesele hareketi başlatmak. Ondan sonrası kolay ilerliyor. Pişman olduğumuz bir an bile olmadı diyebiliriz.”
Kahveler bitince, bu kısa sohbete şimdilik ara verildi. Merve Öğretmen’i Enver ve annesi uğurladı.
Aile demek, aslında probleme ortak cevap vermek demekti. Aynı yolda yürümek, istediğin kişilerin sorumluluğunu almak demekti. Aile illa kan bağı olduğun kişiler ile bir arada olmak değildi.
23 Responses
Aile olmak kan bağına sahip olmak değildi. Aynı amaç uğruna aynı yolda yürümekti.
Ne güzel bir cesaret koruyucu aile olabilmek, fedakarlık gerekiyor. “Aile olabilmek illa kan bağı olması demek değildir”
Enver’ler yuvasız kalmasın 🫶🏻
Çocuklar bizim geleceğimiz.
Koruyucu aile olmak ayrı bir bedel ve fedakarlık gerekiriyor
Güvenin ve bağın sağlanması için sabırla beklemek , uyumu için ona ve kendimize süre vermek karşılıklı anne – çocuk ilişkisini yapılandırıyor
Aile olabilmek- sadece yakınlarla tekbaşınalığı yenmek değil, hatta tekbaşınayken kalabalık olabilmekti..
Aile olabilmek hem zor hem de çok destekleyici bir şey. Bir olabilmek, aynı yöne bakabilmek, fedakarlık yapabilmek… ve daha bir çoğu
Mesele sadece Anne değil aynı zamanda yetiştiren olabilmek…
Ne kadar kıymetli ve bir o kadar da cesaret, sabır isteyen bir süreç… Ve o bağın oluşabilmesi ne hoş. Umarım bizlerde en yakınlarımızla bile bazen sağlayamadığımız o bağı kurabiliriz
umarım bana da cesaret veren biri kısa zamanda gelir 🙂
Gerçekten de öyle, cesaret isteyen bir şey ama bir o kadar da güzel evlat edinmek, bunu güzel yapabilenlerin artması ne güzel olur
Karar vermek, harekete geçmek, sorumluluk almak…
Ben de bir evlat yetiştirmek istiyorum demek…
Ve yeni sınavını en güzel şekilde dizayn edenlerden olmak…
NE GÜZEL…
Yapabilenlere selam olsun…
Hayırda birleşmek hedefimiz olmalı. Kaleminize sağlık.
Hayırda cesaret edince, sonrasında, destek kişilerin gelmesi ve olayların olması ne kadar hayran bırakıcı…
Koruyucu aile olmak aslında doğurmadığın çocuğa ebeveyn olmak demek ve bu o kadar kıymetli ki. İnsanın en zorlanacağı kararlardan biri muhtemelen ama eminim ki sonrası güzeldir. Bir yetimi sevmek, sevindirmek… bize de nasip olsun 🙂
Aile olabilmek için insanların birbirlerini anlamaya çalışması, onu düşünmesi, onun için en iyi olanı istemesi ne kadar da kıymetli 🫶
İhtiyacımız varken ihtiyaç gidebilen olmak, her insanın görebildiği detaylar değil… Bizlerden görebilenlerden olalım ümidiyle…
Ne güzel bir sorumluluk almışlar, kaleminize sağlık, bir cesaret işi ve bazen başka öyküleri duymak insana örnek oluyor. Bu yazınız başka türlü bir bakış açısı sunuyor. “Kolay değildi ama güzel sonuçlandı” düşüncesini veriyor.
Aile olabilmek aynı yöne bakabilmek çok kıymetli…
Aile olmak hayata birlikte bakabilmek aslında. Elinize sağlık:)
Mecbur olmamasına rağmen bir çocuğun hayatına dokunmak…
Aileyi tebrik ediyorum merhamet sevgi fedakarlık aile olmada ne kadar büyük önem arz ettiğini ve toplumsal iyileşmenin önemini vurgulamaktadır.
Metinde en cok dikkatimi ceken kisim, ‘Aile illa kan bagı oldugun kisiler ile bir arada olmak degildir’ cümlesi oldu. Gercekten aile olmak, aynı yolda yürümeyi ve sorumluluk almayı gerektiriyor. Merve Ögretmen ile Enver ve annesi arasında gecen diyalog cok icten ve etkileyici. Cesaret ve gonulluluk vurgusu da cok yerinde. Kaleminize saglık.☺️
Mutluluk da paylaştıkca çoğalıyor🥰
Yük alanın, yükü hafifletiliyor ne güzel bir dayanışma, umarım sayıları çoğalır… 🌷