Nazan, o gün okuldan eve gelen oğlunun boynuna sarıldı. Oğlu bu dönem yine takdir almıştı. Bir de okuldaki sosyal sorumluluk projesinden ödül almıştı. Oğlu çok keyifli ve gururluydu.

Karne günü, oğlunun mutluluğunu ve keyfini ödüllendirmek istedi. Kuzenleri ile eğlenceli vakit geçirmelerini sağlamak için mutfakta hazırlıklara başladı. Çocukların sevdiği limonlu kek, dereotlu poğaça ne varsa hepsini hazırlamaya başladı. Bir yandan da; “Hava da karlı, umarım bir sıkıntı olmadan gelebilirler” diye düşündü.

Tam masayı hazırlarken zil çaldı. Kuzenler anneleri ile kapıdaydı, gelmişlerdi!

Kuzenler, oğluyla aynı yaştaydı. Kuzenlerin başarı durumları oğlu ile aynı değildi.  Biri dersi kaynattığı için ceza bile almıştı. Diğeri okul malına zarar vermekten nerede ise okuldan uzaklaştırılacaktı. Bu durum çocukların annelerini üzüyordu. Nazan, çocuklarından mustarip iki annenin çaresizliğine üzülmüştü.

“Neden böyle oldu bu çocuklar? Nasıl size bir faydamız dokunur? Size destek olmak isterim. Belki problemi birlikte çözebiliriz.” dedi Nazan.

“Evet, tabii ki… Çok düşündüm, nerede yanlış yaptık?” dedi küçük eltisi ve ekledi.

“Babası çok yoğun çalışıyor ve çocukla hiç ilgilenmiyor. Çocuk da kendince bir tepki verdi buna karşılık. Öyle zannediyorum”

Morali bozuk olan büyük eltisi de lafa girdi ;

“Evet, ben de çok düşündüm. Hep çok hareketli bir çocuktu bizimkisi. Ders çalışma masasının başında oturamıyor. Biz biraz bozduk çocuğu aslında. Masada otursun, ders çalışsın diye ufak ufak rüşvetler verdik. Sınıfını ve öğretmenini yormasın diye, her istediğini yaptık. Küçücük evde kendine ait odası var. İstediği gibi odasını döşemesine müsaade ettik. İmkânlarımızı zorlayıp onu özel okula gönderdik. Yetmedi, bir de ona özel hoca tuttuk. Daha ne yapacağımızı şaşırdık inan!” dedi.

Nazan dinledi ve artık dayanamadı;

“Sen okurken özel ders aldın mı? Sonuçta bak, ne güzel eczacı çıktın.Üstelik bizim zamanımızda özel okula giden de çok azdı.”

Büyük elti; “Yok canım ne özel dersi? Son sene gitmiştim ben dershaneye, o da test çözmeyi öğreneyim diye. Yaşadığımız semtin de en uygun dershanesiydi. Babam, hedefimin olduğunu ve sıkı çalıştığımı görünce dershaneye gitmemi desteklemişti.”

“Bak gördün mü? Çocukların başarısı okula, dershaneye, özel derse bağlanmış. Başarısızlığı da sistemin kötü olmasına, öğretmenlerin yetersizliğine…

Oysa günümüzde çocukların hedefleri yok. Hedefsiz olan insan nasıl çalışacak? Kendisi çaba sarf etmezse, öğretmen veya okul ona ne yapabilir ki?”

Hedefi olmayanın hayatta mücadelesi olmaz. İmkân, kişinin hedefine ulaşması için destek sağlar. Yani ders çalışan çocuğa, takıldığı yerde özel hoca destek için tutulur.

Başarı imkânlara değil, kişinin açlığına ve çabasına bağlıdır.

Açlığı, hedefi ve çabası olmayanı kim motive edebilir ki? Her isteğini yerine getirip, çocukları kıymetlendirdiğimizi zannederiz.  Oysa çocukların en kıymetli parçaları  eksik olan taraflarıdır.

35 Responses

  1. Önüne her imkan sunulan çocuk başarılı olamıyor da aksine dağda çobanlık yapan çocuk başarılı oluyor. Acaba neden?
    Çünkü çocukları seçeneksiz bırakınca bir de hedefi varsa çok başarılı olabiliyorlar.

    1. Günümüzde çocuklarda yaşadığımız en yaygın problem. Keşke görebilsek ve doğru tepkiyi verebilsek. Elinize sağlık:)

    2. Tüm anne babaların yaşadığı bir soruna değinmiş siniz ellerinize sağlık. Secenek oluşturmak maalesef sonuçlarını tahmin edemediğimiz bir yanlisinmiz

  2. O kadar imkân veriliyor ki, çocuklar ne yapsınlar?
    Hareket olması için bir miktar açlığı olmalı değil mi insanın?

  3. Hedefsiz insan rüzgarda savrulan yaprak gibidir. Rüzgar nereye savurursa oraya gider.
    Her insanın bir hedefi açlığı olmalı.

  4. Sadece çocukların değil, her insanın en önemli parçası eksik parçası olmuyor mu? Geçmişimize baktığımızda bizi motive eden, harekete geçiren şey tam olan imkanlarımız mı ki onları hiç aklımıza getirmeyiz, yoksa eksikliğini hissedip tamamlamak için verdiğimiz mücadeleler mi?

    1. Bizi ayakta tutan eksikliklerimizi toparlamaya çalışırken verdiğimiz mücadele değil midir, imkânına güvenenlerin hep yarı yolda tıkandığını gördük.

  5. İmkanlarımız arttıkça marifetimiz azaldı değil mi? Eskiden bilgiye bile ulaşmak için kütüphanelere gidilirdi. Şimdi bilgiye ulaşmak o kadar kolay ki. Zahmet çekmediğimiz için kıymeti de az. Açlık olmayınca merak yok, dolayısıyla hareket yok, öğrenme yok…

  6. Karnım toksa neden mutfağa gidip yemek yapayım ki… Bir de tok olduğum halde sürekli bir şeyler yememi isteyenlere karşı da nankörlük etmem tokluğumun üstüne sunulan imkanlar değil mi? Öyleyse insan çocuk yetiştirirken bir miktar açlığın önemini iyi kavramalı…

  7. Çocukların başarısının sahip oldukları imkânlardan çok, hedeflerine ve gösterdikleri çabaya bağlı olduğudur. Aşırı ilgi ve her isteğin karşılanması, çocukların sorumluluk duygusunu zayıflatır. Asıl önemli olan, çocukların iç motivasyon kazanması ve bir amaç doğrultusunda çalışmasıdır. Eksiklikler ve zorluklar ise gelişimin en önemli parçasıdır.

  8. Her şeye sahip ya da hemen ulaşabileceğini bilen bir çocuk hareket etmek. Bir problemle karşılaşsa başka birinin çözmesini bekler. Bu durum da yavaş yavaş tüm gelişim alanlarını etkiler.

  9. Bazen iyi yapıyoruz zannediyoruz ama aslında eksik bırakıyoruz. Galiba mesele biraz da eksik kalmasına izin verebilmek.

  10. Fazla imkan marifeti alıyor. Çocuk ya da büyük fark etmez. Oysa hedefe olan azim desteklenmeli.
    Koşuya başlamak için hemen gidip spor ayakkabı almak yerine sürekli yürüyor diye almalı ayakkabıyı…

  11. Hedefi olan insanı kaç yaşında olursa olsun hiçbir şey durduramıyor. Bu insanları hep hedefi yönünde hep çabalarken yakalarsınız. Kıymetli olan daha çocukken anne/babasının veya yakınlarının desteği ile yönünü, istikametini doğru belirlemesi.

  12. Çocuklarımızın ne kadar da çok imkanlarını arttırmaya odaklanıyoruz
    Oysa çok daha iyi okuyan azimli çocuklar imkanlarla bir yere gelen çocuklar değil.

  13. Benimkilerde de gördüğüm bir şeyi kaleme almışsınız. En ufak bir şeyi yaptırıken bile neden yaptığımıI anlattığımda o moda girince başka girmediğinde başka bir çocuk oluyor. Kaleminize sağlık✨

  14. Dedem rahmetli derdi ki ” doyan ölürmüş” çok doğruymuş… Açlık insanı diri tutar…

  15. Bedel ruhun şifası , ihtiyacı olana ihtiyacını verebilmek, istediğini değil ihtiyacını verebilmek ilişkide ustalık

  16. Bizlerin oyuncakları yoktu ama oyunları vardı
    Çocuklarımızın imkanlarını arttırmaya çalışmak iyi bir strateji olmayabilir
    Mevcutla yetinmeyi öğrenmeleri, biraz da hayırı duymaları onlara iyi geliyor

  17. Aslında İmkanları arttırmak insanı hareketsizleştirir. Suyu ayağına gelen çocuk neden gidip su içsin ki!

  18. Çocuklar için motive olacakları bir hedef olmadıkça disipline olamıyorlar. Bu arada rahatlık içinde de olmamaları lazım. Özel okuldan servisle ve gelip son model telefon bilgisayarı olan bir çocuk neden çalışsın ki? Kendimizden düşünelim.. Güzel oyunlar, sosyal medya, pasta börek mi? Yoksa zaten para veren babam varken ders çalışmak mı?

  19. Her istediği yapılan çocuğun merakı olmaz. Merakı olmayan hareket edemez, hareket edemeyen öğrenemez.

  20. Bazen durup kendimize ve çocuklarımıza bakmalıyız… eksikliğim nerede diye…
    Eksikliğim kadar açlığım, açlığım kadar hareketim olmalı…
    Hareketlerim eksikliğimi kapatacak yönde mi diye bir durup bakmalı insan…

  21. özel ders veren bir öğretmen olarak farklı çocuklarla yaşadığım farklı problemlerin sebebini görüyorum yazıda. ders çalışan çocuğun aldığı özel dersin faydası diğerlerinden çok daha fazla oluyor

  22. Hiç bir eksiğin olmasın dediğinde, imkanları artırmaya çalışıyor insan ama imkan sonunda çabalamak için hedefini eksiltiyor. Kaleminize sağlık

  23. İnsan eksiklik hissetmediği şeye ihtiyaç duymaz, ihtiyaç duymazsa harekete geçemez.
    İnsanı anlarsak hayatıda anlayacagiz sanırım ..

  24. Çok güzel özetlemiş..
    Ne kadar çok eksiklik o kadar çok çalışmayı getirir. Vererek başarı sağlanmaz…

  25. Yıllar önce kardeşime, lise sınavlarına hazırlıkta özel ders vermesi için bir hocadan ricada bulunmuştuk. İnsan gerçeği bilmeyince işe yarayacağını sanıyor. Böylece dersleri iyileşir sanmıştık. Aksine, açlığı olmayan çocuk özel ders hocasını sebepsiz bekletip, çileden çıkarmıştı. O sebeple çabalayan açlığı olan çocuğa destek vermek sonuç verir.

  26. Çocuklarımızın kişiliklerini oturmasına yardımcı olurken günümüz sıkıntısı olan uyaranların fazla olduğunu taleplerinin anında yerine getirilmesi gibi sıkıntıları göz ardı etmeden onlara hedeflerini belirlemekte yardımcı olmak ve o hedef doğrultusunda imkanlarını birlikte yaratmak,çok vererek değil de ihtiyacı kadarını verip çok çalışmasını sağlamak lazım,

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Loading spinner