İnsan düşünen, irdeleyen ve hayatın içinde anlam arayan bir canlıdır. Elindeki bir şeyi farklı bir şeye dönüştürebilir. Bir taşı alır ve onu bir bıçak gibi kullanılacak hale getirebilir. Kütükten kulübe, ağaç yapraklarından sepet yapabilir.
İnsan zekâsı kullandıkça gelişen, açılan bir yapıya sahiptir. İnsan her konuda zeki olamaz ama bir konu üzerine yoğunlaşıyorsa, o konuda zeki olabilir.
Her baba gibi, Buğra da oğlunun zeki olması için çaba gösteren bir babaydı. O gün eve, elinde kocaman bir kutuyla gelmişti. Büyük bir hevesle kutuyu oğluna verdi. Oğlunun sevinçten havalara uçacağını düşünüyordu ama beklediği olmadı.
Oğlu; “Baba yaaa, bu ne? Ben senden sanal gözlük istemiştim. Sen gidip yapboz almışsın!”
“Oğlum, o bahsettiğin şeyler kafanı çalıştırmaz ki, bununla zihnini geliştirebilirsin.”
Oğlu sanki içindekileri dökmek için bu cümleleri bekliyordu. Açtı ağzını yumdu gözünü;
“Ben yapbozla kendi kendime oynamak istemiyorum. Size; ‘benimle oynar mısınız?’ diye sorduğumda da, bana cevap bile vermiyorsunuz. Dönüp arkanıza, televizyon izliyorsunuz. Yapay zekâ sizden daha iyi! Her sorduğuma cevap veriyor. Benimle arkadaş da oluyor.”
Oğlu içinde biriktirdiklerini oyuncak kutusunu boşaltır gibi odanın ortasına dökmüştü.
Buğra, beklenmedik şeyler beklenmedik zamanlarda olur misali, ne tepki vereceğini bilememişti. Oğlunun söylediklerindeki gerçekliğe mi üzülsün? Yapboza verdiği paraya mı acısın? Oğlunun bağırarak konuşmasına mı kızsın? Yoksa yapay zekâya mı hayıflansın?
Belli ki çocuğun zeki olmasından daha öncelikli sorunları vardı. Oğlu sorularının cevabını babasından alamadı ise, başkalarına soracaktı elbet.
Hayatta boşluk yoktur. Sen o boşluğu doldurmazsan mutlaka başkası doldurur.
Peki, buradaki boşluğu dolduran kimdi?
Yapay Zeka!!!
Bir kişi, bir canlı, bile değil; o sadece bir yazılımdı.
Sorulan sorulara çok hızlı cevaplar vermesi ve aranılan bilgiyi hemen insanın önüne getirmesi özellikle çocuklara cazip geliyordu. Hepsi kulağa çok güzel geliyor değil mi? Ufak bir sorunumuz var: Acaba cevapların doğruluğu kontrol ediyor muydu?
Bir an komple teorisi gibi peşi sıra zihni geleceğe gitti.
Herkes ilgiye sevgiye muhtaç değil miydi? Bilgi sorularının yerini, sohbet almaya başlayabilirdi. Evdeki bireylerden biriymiş gibi olabilirdi. Sonra yapay zekada oluşturduğu karakter ile evlenen Japon kız geldi gözünün önüne. İçi daralmaya başladı.
Sevgisiz ve ilgisiz büyüyen çocukların hayatını dolduran, zararlı ne de çok şey vardı. Yapay zeka bu boşluğu doldurursa nasıl olurdu?
Zeka, düşündükçe gelişen, kaslanan bir şeydi. Her çocuk düşündükçe zekasını geliştirir ve böylece hayata karşı güçlenir.
Yapay zeka aslında düşünce sistemini devre dışı bırakmıyor muydu? Düşünce sistemi devre dışı kalan bir çocuk nasıl problem çözebilirdi?
Bir çocuğa, yapay zekayı kullandıktan sonra, yapboz ile oynamak ne kadar cazip gelebilir? “Sanal dünya ve hazır bilgi imkânı varken düşünmeye ne gerek var?” Demez mi?
İnsan nasıl da kendinden çalınanın farkına varamıyor? Kazançlı olduğunu düşünürken elinden gidenin farkına varamıyor değil mi? Özellikle aile içinde iletişim sorunu yaşayan ailelerde sıkıntılar boy gösteriyor.
O hırsız, hepimizin irdelemesini, zekasını elimizden alıyor gibi görünebilir. Peki, gerçekten bu böyle mi? İnsan geçmişinden ders çıkarıp, geleceğini inşa eden bir canlıdır.
İrdeleyebilen, olayları analiz edebilen ve duyguları olan bir canlıdır. Yapay zekayı da bulan, araştırma yapıp hizmete sunan da bir insan değil mi?
Hiçbir canlıda olmayan donanım, marifet, düşünce yeteneği, insana verilmiştir. Dolayısıyla yapay zekâ, insan zekâsıyla yarışamaz diyebiliriz. Yapay zeka, günümüz teknoloji harikası olmaktan öteye geçemez.
24 Responses
Gerçeğin yerine sahte konulursa, ondan sonra gelen hikayeler zinciri sahteleşmeye başlar. Önce çocuğa, insana ihtiyacı olan ilgiyi vermek daha sonra birlikte yapboz çözmek, aktivite yapmak; bu, insanı samimi ilişkilere doğru götürür.
İnsanlara kolaylık sağlamak gerçekten iyi bir şey mi? Düşünme marifetimiz elimizden alınıyor maalesef 🙁
Acaba cevapların doğruluğu kontrol ediyor mu? Yapay zeka hangi ülkeye / firmaya aitse onlara göre yönlendirme yapmaları çok muhtemel 🥲
İnsan gerçekten kendinden çalınanın farkına varamıyor… Bir bilse kendindeki potansiyeli ve neler kaybettiğini….
İnsan elindekinin kıymetini onu kaybettikten sonra anlar… Ama iş işten geçmiş olabilir. Bunun farkına varmak için de kendi zekasına ihtiyacı vardır. Yapay zekanın olmadığı zamanlardaki hem de yıllat yıllar önceki dönemlerdeki insanların neler yaptığına bakmakla başlanabilir.
Zekası yönetilen değil de yöneten bir zekaya sahip olmak istiyorsak; organik olan kısmı kullanıp geliştirmemiz gerekir.
Yapay zekayı kullanım alanı hakikaten çok arttı. Çocuklar sanal gözlüklerle bambaşka sahte bir ortamın içine girip gerçekmiş tepkisi veriyor. Gördüğü şey sahte ama gördüğüne göre verdiği tepki çok doğru. Zararlarını anda göremesek de ileride insanoğlunun başına çok ciddi sıkıntılar çıkaracak gibi geliyor…
” Yapay” demek ne anlama geliyor hiç düşünür müyüz?
Yapay zekânın paylaştığı bilgilere ne kadar güvenebiliriz?
Peki ya insan zekası öyle mi? İnsan içinde kendisinin bile şaşırdığı o kadar mücevherler taşıyor ki bu mücevheleri fark ettiğinde ‘Bunu ben mi başardım?’ diyebiliyor 🙂
İnsanım kendi iradesiyle bulduğu şeye kendisi köle olması ne acı..
Günümüzde çok hızlı değişiyor. yapay zekada bunlardan biri. evdeki hırsız aklıma gelmemişti ama pencereden bakan biri var gibi düşünmüştüm. Kaleminize sağlık
Hayatta birşeylerin eksikliğini doldurmazsak orayı başkaları doldurur.
Adı üstünde yapay olsa da o da bizim yerimizi alır…
ebeveynin boşluğunu hemen doldurmayı bekleyen çok zararlı şeyler var. çok uyanık olmamız lazım
Düşünce olmazsa irdeleme de olmaz. Yapay zekadan daha robot olmaz mı insan?
Hiç bir yapay çiçeğin gerçeğinin önüne geçemeyeceği gibi yapay zeka da iyi bir ilişkinin yerini tutamaz
Herşeyde bir kolaylık, rahatlık arayan insan düşünmeyi, irdelemeyi ve olaylara kafa yormayı da bırakıp bunu kendi adına yapay zekaya yaptırması ne acı…Oysa ona kullanması için diğer varlıklardan farklı olarak akıl verilmişti…
İmkan olarak gördüğümüz şeyler, bizi daha az hareket eden, daha az düşünüp irdeleyen insanlara dönüştürüyor. ”Beceri imkansızlıkta gelişir.” derken ne güzel ifade etmişler. Umarım bizde anlık konfora aldanıp gelecekte zihnini kullanamayan kişilere dönüşmeyiz.
Teknoloji harikası olsada sessiz sessiz insanın düşünme marifetini geliştirmesini engelliyor, dikkat edelim.
Kolay elde edilen her şey kolay elden çıkmaya mahkumdur. Bir şeyi kazanmak için ne kadar çaba gösterirse insan o kadar kıymetli ve kalıcı hale gelir ve insan bu süre içinde marifetlenir. Eskiden insanların problem çözme kabiliyeti de bu yüzden çok daha iyiydi çünkü bilgiye ulaşmak daha zordu. Şimdi ise yapay zeka sorulduğunda anında cevap verebiliyor ve bu da insanı tembelleştiriyor.
Gerçekten de insanlar yapay zeka ile işlerini halletmeye başladıkça kendileri bildikleri konuları bile geliştiremez oldular. Yapay zeka olmadan bir yazı yazamaz, verilerini toparlayamaz hale gelindi… Bu sefer de yapay zekanın geçmediği gerçek dünyada sorun çözme marifeti düştükçe düştü..
İnsan her konuda zeki olamaz ama bir konu üzerine yoğunlaşıyorsa, o konuda zeki olabilir.
İnsana dokunmak, onu tanımak ve ihtiyacını anlayabilmek.. tekrar tekrar düşündürten bir yazı olmuş, kaleminize sağlık
Hiçbir canlıda olmayan donanım, marifet, düşünce yeteneği, insana verilmiştir.
Oysa biz ne çok özeniyoruz balıklara, kuşlara.. şimdi de bilgisayarlara..
Ah insan, nasıl da yanıldı! En büyük düşmanı yine kendisi oldu. Celladına aşık olan da yine insandı. Oysa kendini kıymetlendirmeli değil miydi? Hep kolaya kaçarak kıymetini de düşürdü. Ama iyi haber: Yaşadığın sürece hep Ümit var😊
Şu ara yurt dışında yapay zeka ile oluşacak dünya düzeninin insanı nasıl saf dışı bırakacağı tartışılıyor. Ama yapay olan gerçeği nasıl geçebilir ki?