Kendi halinde yaşayan bir aileydi Seçkin ailesi. Her evde olduğu gibi bu evde de sabah olur, birileri okula, birileri işe giderdi. Üç çocuğun olduğu hareketli bir yuvaydı burası. Bazen kardeşler birlikte oynar, bazen didişir küserlerdi.
Kardeşlerden biri diğerlerinden farklıydı.
Kendi dünyası vardı Ali’nin, sevdiği kırmızı araba, bir ileri bir geri elinden düşmezdi.
Bir köşede sessiz sedasız vakit geçirmeyi daha çok severdi. Abisi ve ablasına laf atmaz, seslenildiğinde kolay kolay cevap vermezdi. Bu sakinlik ilk bakıldığında insana keyif verse de anne Hale Hanım tedirgindi. Bir şeyler farklı görünüyordu ama algılayamıyordu. İşin ilginç tarafı onun dışında kimse bunu önemsemiyordu. Hatta eşi Ekrem Bey “daha ne istiyorsun, uslu, efendi benim oğlum” diye övünüyordu.
Mevsimler değişti ama Hale Hanım huzursuzdu. Düşünceler zihninde gezerken bir gün yakın komşusuna bu konuyu açtı. Karşılıklı çözüm bulmaya çalıştıkları ve sorunu anlamak için çaba sarf ettikleri bir sohbetti bu. Evet, artık daha netti, Ali’yi doktora götürmeliydi. Eşini ikna etmesi kolay olmadı ama öyle netti ki Ekrem Bey bir şey diyemedi. Uzman, güvenilir bir doktor arayışı sonrası hızlıca randevu aldı.
Doktor randevusu Hale Hanım için biraz sancılı geçti. Çocuğundaki tuhaflıklar konusunda haklıydı ama şimdi sıkı bir disiplin dönemi başlıyordu. Ali’de otizm başlangıcı vardı.
İnsan kendini en olumsuza hazırlasa da, böyle bir teşhisi duymak onu üzmüştü.
Yine de çabuk toparladı, çocuğuna “Ah, vah!” diyerek yardımcı olamazdı. İlk adım evde düzenleme yapması gerekiyordu.
Ali’nin kendi dünyasına girmesini engellemesi gerektiği söylenmişti.
Günlük aktiviteler, oyunlar, mutfak etkinlikleri… Yorucu bir süreç onu bekliyordu ve bu işin altından kalkmak için ailesinin desteğine ihtiyacı vardı.
Ali’nin durumunu evdekilere anlattığında, onların da bu sürece dahil olacağını düşünüyordu Hale Hanım. Ancak diğer çocukları olayın ciddiyetini pek kavrayamamıştı.
Ali’nin davranışlarını anlamıyor, annelerinin onun için yaptıklarını fazla buluyorlardı. Hatta Ali ile daha çok ilgilendiği için içten içe kızıyorlardı. Kardeşleri yanlarına gelse hemen odadan çıkarıyorlardı. Arada annesine laf sokuyorlardı.
“Tabii senin en kıymetli çocuğun Ali.”
Onlar için o gerçekten de o kadar değerli değildi Ali. Çünkü bugüne kadar küçük kardeşlerine pek emek vermemişlerdi.
Bir konuda bedeli olmayanın o konuda algısı da olmaz.
Bu çok doğruydu. Aynı evde olmalarına rağmen gözlerinin önündekini fark edemiyorlardı. Ali’nin tüm ihtiyaçlarıyla anneleri ilgileniyordu. Zaman geçtikçe Ali büyüdükçe yükü de artmaya başlamıştı. Özel bir okula götürüp getirmek gerekiyordu. Hale Hanım o kadar yorulmuştu ki.
Evde bir düzen oluşturmaya çalışıyordu. Ali ile ilgilenebilmek için tüm ailenin birlik olmaya ihtiyacı vardı. Ekrem Bey başlarda işini bahane edip evden kaçıyordu. Sonra baktı ki olmuyor, o da eşine yardım etmeye başladı. Görüyordu, eşinin sağlığı bozuluyor ve böylece evin huzuru kaçıyordu. Yapılması gerekenler bir kişinin altından kalkacağı yük değildi.
Ekrem Bey işin içine daha fazla girince ve diğer çocukların tavrına şahit olunca, görev dağılımı yapmaya karar verdi. Çocuklarının üzerinde otoritesi olduğu için kimse itiraz edemedi.
Ablası Ali’nin öz bakımıyla ilgilenecekti. Abisi oyun oynatma ve dışarı çıkartma konusunda destekleyecekti. Başta kardeşleriyle ilgilenmek onları zorladı. İlgilenmeye devam ettikçe, ona karşı sevgileri arttı. Ali’nin verdiği en ufak olumlu tepki onları da sevindiriyordu.
Ablası zaman zaman gözünde yaşla kardeşinin düzelip düzelmeyeceğini soruyordu. Abisi Ali’nin her olumlu tepkisiyle evde taklalar atıyordu.
Artık Hale Hanım yalnız değildi. Ona gerçekten yardım eden iki çocuğu ve eşi vardı. Aralarındaki çekişme sona ermişti. Bedelleri arttıkça Ali’nin gelişimi için iş birliği de artıyordu.
Bedel ödeyen bedel ödediğine kıymet verir.
Her ailede işler bir şekilde döner. Birileri yemek yaparken birileri odasını toplar. Birileri mutfak alışverişi yaparken, birileri eve neşe katar. İşler bir şekilde döner ama asıl mesele aile içindeki bedel dengesini oturtabilmektir. Sorumlulukları dengeli paylaşmak, aile içinde huzurun ve keyfin anahtarıdır.
17 Responses
Hale Hanımın vazgeçmeyişi ailesini de kıymetlendirmiş. Kıymetlendirmek bedel gerektirir ve başarının anahtarı da yine bedelle alâkalı oluyor.
Bedel ruhun şifasıdır
Farkımızı fark edip aynı yolda, aynı hedefe yönelik hareket etmek ne kıymetli!
Farkı fark edebilmek problemlerin çözümünün de başlangıcı olabilir mi?
Sevdiklerimize verdiğimiz değeri onlara emek vererek göstermeliyiz… kaleminize sağlık…
Çoğu ailede eksik olan bir konuya değinmişsiniz… Hemen kendi aileme döndüm, düşündüm… Ne kıymetli bir sır
Emeksiz yemek bile olmaz demiş büyüklerimiz…Ne de doğru soylemişler.
İnsan emek verdikçe kıymet vermeye başlıyor.
İnsan emek harcadığı şeyi sever ve aile de emek ister, sabır ister…
Aile demek her seye ortak olmak demek.
Çok güzel ve faydalı bir yazı olmuş. Ailenin bireyleri birbirine bedel ödediğinde kıymet veriyor ve ilişkileri de güçleniyor.👏
Bu hayatın sırrı, mutluluğu bedelde saklı…
Bedelsiz her evlat anne babanın büyük imtihanı…
insanlar birbirlerinin mutluluğunu, üzüntüsünü, yapılacak işleri paylaştığında gerçekten aile oluyor aksi hali aynı evi paylaşan bireyler topluluğu…
Problemlerimizi birlikte çözdükçe aile daha güçlü ve bir arada oluyor. Ailemizde hepimiz payımıza düşeni yaptıkça sağlam temeller atılıyor.
İki farklı davranışla iki farklı aile hayatı da mümkün.. Çok ilgiç ki yaşadıklarımıza verdiğimiz tepkilerle şekillendirebiliyoruz
Huzurlu ve mutlu bir aile için, ailede her kişinin sorumluluk alması bedel ödemesi nekadarda önemli çok faydalı bir yazı
Ailede herkesin bir sorumluluğunun olması tek kişinin yorulmasını önlüyor. Aileyi sahiplenme artıyor, ilişkiler kesinlikle düzeliyor… 🌷
Farkındalıkların artması farkları anlamaya ve kabul etmeye dolayısıyla çözüm bulmaya da destek oluyor. Dilerim bizler de farklılıkları daha kolay anlar ve kabulleniriz…
Bir yakınımda da bu durum olmuştu. Başta fark etmek ve kabul etmekte zorlandılar. Sonrasında ise onunla olan bağları o kadar güçlü oldu ki. Hatta tüm aile, tüm komşu ve akrabalar hassas davranmaya başladı. Kabul edince ortaya çıkan bağ çok güçlü ve güzel oldu.