Ağlamaktan şişmiş gözleri ile aynadaki yansımasına bakarken kendisine verdiği sözler aklına geldi. “Bir daha aynı duruma düşmeyeceğim, artık üzülmek yok!” demişti. Peki, bu gözler neden bu haldeydi şimdi?

Sanki aynadaki kendi değilmiş gibi fısıldadı; “Başladığımız yere geri döndük…”

….

Ayla ilk evliliğini 18 yaşında yapmıştı. Üç yılın ardından eşinin ilgisizliği sebebiyle ayrılmak istemiş ve yıpratıcı bir süreçten sonra boşanmıştı. Ailesinin yanına geri dönse de artık eski Ayla değildi. Gergin, öfkeli, sabırsız, çaresiz… Her gün farklı bir duygu ile yüzleşmişti.

Bazen “Bir çocuğum olsaydı, kendimi böyle yalnız hissetmezdim.” diye düşünürdü. Sonra bu fikri hemen kafasından siler, “Tek başıma nasıl büyütecektim?” diye şükrederdi. Bir iyi, bir kötü derken geçen 5 yılda anca toparladı kendini. Yeni başlangıçlara hazır gibiydi ve arkadaşları onu bir gün Melih ile tanıştırdı.

Melih uzun boylu, yeşil gözlü, güler yüzlü bir adamdı. Ayla onu görür görmez etkilenmişti. Birlikte içilen kahveler ve geçmişten geleceğe her konuda edilen sohbetler… ‘Ruh eşi’ dedikleri bu olmalı diye düşünmüştü Ayla. Her şey tam istediği gibiydi, tek bir konu hariç.

Ayla Melih’i başkası ile paylaşmak istemiyordu. Bu bir çocuk bile olsa. Melih’in bir ilk evliliğinden bir çocuğu vardı. Eski eşi, çocuğu ile beraber yurtdışında yaşıyordu. Çocuk Melih’i nedense görmek istemiyordu. Böyle düşündüğü için kendine kızıyordu ama Ayla’nın içi rahatlamıştı. Hoş konu Melih’le evlenmek olunca, çoğu şey önemsizdi onun için.

Ağlamasının sebebi bu sabah duyduklarından sonra hissettiği çaresizlikti. Melih ona sormadan kızını çağırmıştı. Bu bir anda olmuş olamazdı. Biliyordu arada telefonlaştıklarını ama yedi yıllık evliliklerinde Buse’yi bir kere görmüştü. O da Melih’in annesinin cenazesinde.

“Bana böyle bir emrivaki nasıl yapar” diye düşünüyordu Ayla.

“Benden daha neler saklıyor acaba bu adam!” diye kendi kendini gaza getiriyordu.

Onca yıl görüşmediği kızına özlemi hep vardı belli ki. Hiç belli etmemiş, sanki o yokmuş gibi davranmıştı yıllarca.

“Ne oldu da benim duygularımı hiçe saydı? Onun gözünde benim hiç mi önemim yok!”

Hikâyenin bilinmeyen kısmını Melih Ayla’ya anlatmaya başladı.

“Biz Buse’nin beni bir gün araması ile konuşmaya başladık. Annesi ve erkek arkadaşı ile yaşadığı sorunlar onu çok yıpratmış. “Bir babam var!” düşüncesi ile ben aklına gelmişim. Başlarda benimle bir yabancıymışım gibi konuştu ama sonra birbirimize olan merakımız, sürekli mesajlaşıp konuşmaya dönüştü. Onu geçen yaz, yıllar sonra, ilk kez gördüğümde gözyaşlarıma hâkim olamadım.”

“Bir de görüştünüz mü?”

“Lütfen Ayla, ben kızımla görüştüm, başka biri ile değil. Ne kadar da büyümüş kocaman bir genç kız olmuştu. Doğduğu günü, ilk defa ‘baba’ deyişini hatırladım. O benim kızım, onu yok sayamam ki. Bu zamana kadar görüşmemiş olmam yanlıştı.”

Melih kızı ile olan ilişkisinin düzene girmesinden çok mutluydu. Bu zamana kadar gizli tutması da Ayla’nın vereceği tepkiyi kestirememesindendi.

Ayla haberi duyunca dakikalarca yerinden kalkamamıştı. İşte yine olmuştu, tıpkı ilk evliliğindeki gibi kocasının ilgisini kaybedecekti. Zamanla Melih ondan uzaklaşacaktı.

“Ya Melih beni bırakıp giderse” diye düşünmeye başladı. Zihninden geçen düşüncelere engel olamıyordu. Zaten huzursuz, kaygılı bir yapısı vardı. Şimdi hepten ayyuka çıkmıştı. Sanki Melih yurt dışına yerleşmiş, kendisinden boşanmış, onu terk etmişti. İçini çeke çeke ağladı uzunca bir süre.

Huzurun olmadığı yerde kaygı ortaya çıkar.

İnsan eminlik hissini kaybedince huzursuz olur. Hayatta olacak olayların lehine olacağına dair eminliğinin olmaması çok yorar insanı. Hep diken üstünde, ne zaman bir şey olacak diye bekler.

İnsanın kıymetli olanı kaybetme korkusu olur. Fakat zihninde bir şeyler olmazsa olmaz haline geldiğinde, korkusu sağlıklı düşünmesine engel olur. Sevdiği adamın kızı ile görüşmesi tüm dünyasını yıkacak zanneder. Oysa;

İnsan neyi kaybetmekten korkar ise, o onun o konuda o kadar hata yapmasına sebep olur. Yaptığı hatalar o çok istediği şeyin elinden kayıp gitmesine sebep olur.

Bu hayatta sahip olduğumuz hiçbir şey bir ömür bizimle kalmaz. Ama hissettiğimiz her kaybetme kaygısı bizi yanlış yapmaya iter. 

24 Responses

  1. Ne yazık insan içinde kendi eziyyet ederek yaptığı kuruntular kimseyi hayra hiç götürmedi. Neyse ki bu bizim elimizde… 🙂

  2. İnsan neyi kaybetmekten korkar ise, o onun o konuda o kadar hata yapmasına sebep olur.👌🏾

  3. İnsan ne kadar da meraklı ve ısrarcı sahip olduğunu bırakmamaya. Oysa bir bırakabilse daha fazla şeye sahip olabilir

  4. İnsan duygularını yönetemediğinde yanlış tepkiler verebiliyor, o zaman doğru tepki vermek için önce iyice anlamak ve algılamak gerek….

  5. İnsan çok yoğun bir duygu yaşadığı zaman doğru karar vermekte ve doğru davranmakta çok zorlanıyor. Doğruyu yanlışı, yanlışı doğru olarak görebiliyor.
    Bu durum bir şeyi çok isteyince de oluyor, aynı Ayla’nin durumu gibi.

  6. Sadece ilişki değil, hayatın içerisinde yaşadığı kaygı her ne ise.. Neyi kaybetmekten korkar ise o konuda hata yapmasına sebep olur…

  7. Bu hayatta her şey geçici. Kaybetme kaygısı da insanın bu kısacık ömründe hayat kalitesini alır götürür…

  8. Hayatimizin merkezine neyi ne kadar aldiğimiz o kadar önemli ki…
    Kabulümüz, gücümüz aslinda ondan gelir ve huzurumuz…
    Ve o zaman ne kaybetsek de hep kazançli olan oluruz.
    Emiginize sağlik

  9. “İnsan eminlik hissini kaybedince huzursuz olur.” Ne güzel ifade edilmiş. Umarım hayatımızda emin olduğumuz, huzur bulduğumuz ilişkilerimiz olur.

  10. Yaşanılan kaygılar, korkular insanın duygularını yoğunlaştırıp, yanlış davranışlara sevk eder.

  11. Ne kadar doğru sanırım bu gelin kaynana, sorunları, üvey anne evlat sorunları gibi çözülemeyen derin konulara ayna tutacak bir yazı, insanın eminliginin gitmesi ne kadar da hircinlastiriyor kendini tanimaz oluyor kişi…
    Oysa zıttında eminlik nasilda huzur veriyor yumuşatıyor kişiyi. Korkuyu doğru yere yerleştirerek bu sorun çözülür o zaman demek ki:))

  12. Demek ki ne zaman ilişkilerde kıvamı kaçırsak gol yemeye de açık hale geliyoruz..
    Zarar görmemek, kaybetmemek için yaptığımız her aşırılık tamda o şeyin bizden uzaklaşmasına neden oluyor aslında. Keşke anlayabilsek o an…

  13. İnsanın zanları ile hareket edip kurgulaması, gerçekten yıpratıcı hem kendi hem de karşıdaki kişi açısından. Korkularımızı yönetebilmek ne kadar da önemli…

  14. Kaybetmek istemezken yanlış davranışlar sergilediği için insan kaybeder hale geliyor oysa ki. Kendimize bir baksak, neyi yanlış yaptık? Aynı yanlışları şimdi de yapıyor muyum? Kaygılarım mı benzer yoksa öyküler mi?

  15. Ailede dminlik hissi kaybolursa güven giderse yeniden inşaası için çok çaba gerekiyor
    Bir şey yapmadan beklemek çmzüm olmuyor

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Loading spinner